USD
4,8357
EURO
5,6771
ALTIN
193,4490

ZAMANE FIKRALARI-33

Bu haftanın fıkrası Ferdi Tayfur’dan: “Ben Türkiye’de baskı maskı görmedim, kime baskı yapıyorlar ki…” mealinde sözlerle hâl-i pür-melâlimizi…

ZAMANE FIKRALARI-33
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Demir Perde desem değil, ondan da beter olduk. Demir Perde’nin ardını dışarıdan görmezdik, içerisi oradakilerin malumu idi. Bugün bizde ise milletin, içeride olan bitenden haberi yok. Hey gidi Alamancıların efsane Ferdisi… Bir zamanlar üniversitede Tanzimat edebiyatını işlerken, dışarıdan gelen kültürel etkilerin toplumda her zaman hüsn-i kabul görmediğini anlatan hocamız Ali Bey, “Onlar Verdi, Verdi dediler; lakin yine de bizden Ferdi çıktı.” buyurmuştu.

İçimizden çıktı dediğimiz yılların Ferdi’si bugünlerde ferdî takılıyor olmalı ki eski bir hayranı olan ben dahi “Bu kadarına da pes!” demekten kendimi alamadım. On binlerce kişi içeride, işinden olanın haddi hesabı yok, kaçırılanlardan haber alınamıyor, fail-i meçhuller gündemde, sendikalar ve iş adamları dernekleri diken üstünde, millet komşusunu bırakın akrabasının yanında bile olan bitenleri değerlendirmeye korkuyor, sanatçılar ya susup gerçeklerden kaçma ya da bir yerlere yamanma derdinde; bizimki ahir ömründe gözünü kapamış; sıkıntı yok diyor:

“Ahâlî emn ü râhatta cihân yekpâre nûrânî”

***

Ferdi Baba, şimdilerde pek çok yaranım senin “İçim yanar” şarkını dinlemiyor, yaşıyor. “Bilmem uzaklarda kimler ağlıyor,  Gelemem bir tanem kader koymuyor!” feryadın, nicelerinin feryadı oldu şimdi.

“Yâd eller!” haykırışını senin kadar yanık söyleyemeseler de gerek yurt içinde gerekse sınır ötesinde nice yâd eller, onlara mesken oldu.

Hani “Bu dünyanın derdi bitmez” diyordun ya, hani bitmezdi? Bugün nasıl dert yok diyorsun? Ya da öyle demeye getiriyorsun? Ne diyelim? Senin gibi “Allahım Sen bilirsin!” diyoruz.

            “İçmediğim gün mü var?” diyordun ya, bir gün kapına dayandılar mı “Neden içiyorsun?” diye!.. Bugün nicesinin “Neden sohbete gittin, neden burs verdin, neden kurban topladın, neden Afrika’ya ücretsiz sağlık taramasına gittin, neden filanı ziyaret ettin, neden, neden, neden…” diye kapısına dayanılıyor.  Ve sen baskı yok, diyorsun. Etme böyle, “Allahına gurban, emmoğlu!”

Bir zamanlar “Bana sor, aYrılığın acısını bana sor!” diyen sen, bugün ayrılığın acısını zehir zakkum yaşayanlara sorabilir misin o acı dediğin şeyi?

Senin gibi “Ben de özledim ben de” diyenler cümlenin gerisini getirip “Resmin var albümümde” diyemiyorlar. Zira albümleri çoktan yakıldı. Neden mi? Ruh hastaları tarafından suç delili sayılmasın diye. Öyle ya, “Demek falan tarihte filandan plaket aldın, demek şunlarla yemek yedin, demek şunu da tanıyorsun…” vesaire vesaire… Bir farkla ki onlar, dörtlüğü tamamlarken “Derman yok dizlerimde” demiyorlar. Zira elin zalemesi gemi azıya aldıkça, azimleri bilenen nice mağdurun dizine fer geliyor.

Hani sen “Durdurun dünyayı” diyordun ya… Merak etme, bir gün bu çarkı kuran kudret, elbet onu durduracak. Onun durması mesele değil, senin ve başkalarının nerede durduğu önemli.

Sen baskı yok deyip dur, bu rüzgar muvakkaten eser ve biter. İşte biz o zaman “Hadi gel köyümüze geri dönelim, Fadime’nin düğününde halay çekelim!” der ve seni bir kere daha anarız.

Hele o Bayezid Camii’ne teravih kılmaya giderken babamın çevirip çevirip dinlediği o kasetteki “Mor Güller’in” yok mu?

Şimdi ufku gözleyen ve mazlumiyet yaralarına haklılık merhemini sürerek tevekkülle bekleyen niceleri, senin dudaklarından dökülen o içli sözleri duyuyor  ve yaşıyor. Ne diyordun?

İlmik ilmik bağlamışım

Yüreğimi dağlamışım

Ben günahkar bir kulunum

Sevda çekip ağlamışım

 

           Mor güllerin kokusuna

          Yattım gönül uykusuna

           Al beni de asker eyle

          Sevenlerin ordusuna

Kerem UMAR

YORUMLAR






    0 YORUM