USD
5,4888
EURO
6,2162
ALTIN
213,9263

                            Gurbet, hüzün ve hasret

İnsanoğlu yaratıldı ve gurbet yolculuğu, gurbete yolculuk başladı. Hz Adem ve Havva cennetten yeryüzüne indirildiler ve gurbet denilen duyguyla tanıştılar, aynı zamanda gurbetin ayrılmaz bir parçası olan hasretle… Hz Adem Hindistan’a indirilmişti, Havva ise Cidde’ye. Bir yandan sıla hasreti yaşarken diğer yandan sevgiliye duyulan özlemi tattılar yudum yudum.

                            Gurbet, hüzün ve hasret
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Yıllar sonra birbirlerine kavuşup bulundukları yeri kendilerine yurt edindiler, yeni bir vatan kurdular. Ama insanoğlunun kıyamete kadar sürecek gurbet ve hasret serüveni devam edecekti. İhtiyaçlar, hedefler ,idealler  farklı da olsa yaşanan duyguların hissettirdikleri aynıydı, hasret ve hüzün…

İnsanoğlu gurbeti ya bir şehirden başka bir şehre, ya da farklı bir ülkeye gitmek olarak düşünür oysa başka gurbetler de vardır. Mesela ruhlar alemi de bizim için bir vatandır. Oradan ayrılıp ana rahmine düşmek başka bir gurbete düşmektir. Bir müddet sonra ana rahmi vatan olmuştur.” Şuuraltı muktesabatı”mızın oluştuğu kısmen kişiliğimizin şekillendiği bir vatan…

Daha sonra dünya dediğimiz bu aleme geliriz ve hayat yolculuğumuz başlar. Herkesin hayat yolculuğu farklıdır kiminin uzun, kiminin kısa. Kiminin meşakkatli, kiminin rahat. Kimi kendine hedefler belirler hayatını anlamlı yaşar, kimi başıboş geçirir yaşamını. Ama son aynıdır. Ölürüz ve bir vatandan başka bir gurbete gideriz.  Kıyamet vaktine kadar bekleyeceğimiz kabir hayatıdır bu son durak. Dünyadaki yaşamımza ve tercihlerimize göre ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukur.

Artık sona doğru yaklaşmaktadır insanoğlu. Kabir vatanından da ayrılır ve Rabbinin karşısında hesap vermeye başlar. Adeta başka bir vatanın giriş belgesini almak için ter döker… ve işte cennet… ilk vatanı….Serüven veya yolculuk adına ne dersek diyelim biter ve sonunda gerçek, ebedi vatana kavuşulur.

Sonsuz sandığımız, hiç bitmeyecek sandığımız hüzünler, ayrılıklar ,dertler ,tasalar hepsi birer imtihan ve birgün bitecek. İşte o gün önemli olan kazananlar tarafında mı olacağız kaybedenler tarafında mı?

Yaşanan gurbetler, bizim kurbet duygusuyla hemhal olmamıza mı vesile oluyor yoksa ümitsizlik bataklığına mı sürüklüyor?

Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmeli, yaşadığımız gurbetleri kurbete çevirmeliyiz. Aksi halde yolun sonunda hüsran ve haybet yaşayanlardan oluruz da, gerçek vatana kavuşamamanın yakıcı hüznü ve pişmanlığı ile dövünür dururuz vesselam.

Şükran YAZAR

Yükleniyor...

YORUMLAR






    0 YORUM