USD
5,3754
EURO
6,0779
ALTIN
214,0497

VİCDANIN GÖZYAŞLARI

Kervana sonradan katılsa da hizmet eğitim faaliyetlerinin içinde  yıllarca ter dökmüş ve güzel çalışmalarda bulunmuştu…  Sonra kişilerden kaynaklanan bazı olumsuzluklar yaşayarak yolunu ayırmış ayrı bir dünyaya yüzünü çevirmişti ; gönlünü çevirdiğini hala düşünmüyorum… Hizmet hareketinin güzelliklerini yaşayan, samimi birlikteliklerini içine sindiren “bazı güzel insanlar” olumsuzluklar  da yaşasalar, yüreklerinin derinliklerindeki sıcaklığı isteseler de soğutamıyorlar. Hani derler ya ; “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” Bu güzel atasözümüzün özüne sadık kalma hassasiyetimizi tabiiki muhafaza ederek, “Samimiyet ve vefa ikliminde demini alan bir bardak çay, asla boşa gitmez, gün olur, zamanın buğu buğu semtinde, tekrar buluşturur biraz buruk ama huzurlu gönülleri inşallah…”  yorumunu, vefalı gönüllerin engin ufkuna arz ediyoruz.

VİCDANIN GÖZYAŞLARI
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Yıllar sonra karşılaştık o kardeşimle bir bahar akşamı… Babasıyla geliyordu karşıdan. Hiç düşünmeden ayağa kalktım ve onlara doğru yürüdüm gayri ihtiyari… O, şimdi biraz siyaset dünyasına girmişti. Zaman zaman eleştirel düşüncelerini ifade ediyordu. Bütün bu olumsuzluklar uçtu gitti kafamdan ve hiç şüphem yoktu ki onun da yaralı kalbi pırıl pırıldı şu anda. Önce babasıyla kucaklaştık bütün samimiyetimizle, sonra “imanlı kızımla”  göz geze geldik bir anda; orada söz bitmiş “vicdanın gözyaşları” konuşuyordu artık…  Ellerini yüzüne kapatmış samimi gözyaşlarını döküyordu. … Ve ben de onun gibi ağlıyordum öylece… Yaşlı gözlerimizin buluştuğu an, o kadar derin duygu ve düşüncelerimize tercüman oluyordu ki hak ve hakikate dair, söze gerek bile kalmıyordu.

Karşılaştığımız ortam ise, bir başka “gönül kardeşimizin vefa düğünü” ortamıydı. Rabbim bizleri “kader denk” noktasında buluşturmuştu… Kalbi narin bir anne, hakkı ifade etmeye çalışan baba, düğününde bizleri buluşturan nazenin bir abla… ve biraz buruk, kırık ama içten kızımız… Rabbim bizi  böyle bir hayır akşamında, hayır üzere buluşturmuştu.

Düğün merasimi ortamında  çok şey ifade edemesek de sakin bir ortamda,konuşacağımız bir çok meselenin olduğunu ifade ettik. Eşim,düğünde karşılaştığımızda, bazı sertliklerin yaşanabileceği endişesini taşıyordu fakat karşılıklı ihlas ve samimiyet ortamı, insanlardaki sertlik atmosferini götürmüş yerine sevgi ve merhamet ortamı tesis edilmişti Allah’ın izniyle… Eşim bu kardeşimize; “Biz iyi insanlarız ve sizi çok seviyoruz.” diye latifede bulununca O da “Biz de iyi insanlarız ve sizi çok seviyoruz.” hoş cevabını veriyor…

Biraz kişisel gibi  görülebilecek, henüz yaşadığımız bu hatırayı şu sebeple burada kaleme alma ihtiyacını hissettim:

“Bir bahar akşamı , hayır üzere, karşılaşacağımız daha o kadar çok insan var ki…”  Siyasete girmeden, Allah rızası çizgisinde, dertleşeceğimiz o kadar çok meselemiz var ki… Yeter ki bütün samimiyetimizle gönüllerimizi koyalım tam orta yere… Allah lütfederse tamir edilecek çok gönül var … Ve istikbal, kardeşlik muştularını fısıldıyor bizlere…

 

Ümit ULUDAĞ

YORUMLAR






    0 YORUM