USD
6,2579
EURO
7,3103
ALTIN
242,4840

ZAMANE FIKRALARI-39

Duyduk duymadık demeyin, 15 Temmuz Derneği kurulmuş. Bunu duyanlar derneğin tabelasına bir görüşte vurulmuş. Fitne, fesat… çifte kavrulmuş.

ZAMANE FIKRALARI-39
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Dernek kurulur da faaliyet olmaz mı? Hemen bir yıllık akademik takvim oluşturmuşlar. Tanka fanila tıkma eğitimi, algı yönetim semineri, el-pençe-dîvan kıyam saatleri, dantelli kefen defileleri vesaire vesaire… Bu haftanın faaliyeti ne miydi? Dolar yakmak… Hay bin kunduz. Bunca yıldır biz bunu neden düşünemedik. Hem de hakiki dolara kıyamamışlar. Koca bir dolar modelini yakmışlar. Ne diyeyim, rüyada Nedim merhum Karacaahmet’deki kabrine vardım, başında “Ey Nedim bülbül-i şeydâ neden hâmûşsun / Sende evvel hoş nevâlar guftugûlar var idi” beytini inşâd eyledikte dili çözüldü de bunlara yine Nedimce ta’rizde bulundu: “Tahammül mülkünü yıktın Hulagu Han mısın kâfir / Aman dünyayı yaktın ateş-i sûzan mısın kâfir” Sonra da dedi ki “Mîrim, adamlar bunca kin, haset, gıybet, iftira ve dalavere ile onca amellerini yaktılar; uyduruk bir dolar maketini mi yakmayacaklar?

***

Bylock suçsa ilan edin diyenlere inat milleti Bylock’tan içeri atan zihniyet şimdi de ankesörlü telefonlardan aranan askerleri derdest eder olmuş.  Yahu madem ankesörlü telefon sakıncalı, ne diye devletin postanelerinde yılarca boy gösterdi bunlar? Seneler önce Alamancılarımzın keşfi olan ankesörlü telefona ipe bağlı jeton sallama tekniğini yeni nesil bilmez. Jetonu atıp, konuşup sonra da geri çekerlermiş. Şehir efsanesi midir bilmem; ama bildiğim bir şey varsa bugünkü haramzadeler ankesörden bu şekilde nemalanıyorlar. Milleti damgalayacak bir bu kalmıştı.

***

Nazlı Hanım’ın seneler önce parmak bastığı bir yara vardı: Kim ne yapsa cemaate mâl ediyor ya da onlara mâl oluyor. Hatta o günlerde sayfalarda boy gösteren karikatürler vardı. Altına yapan çocuk ağlayadursun, onu teselli eden kardeşi “Ne ağlıyorsun, cemaat yaptı dersin, olur biter.” buyuruyordu. Aynı ufku temsil edenleri eleştiren bir başka karikatürde de ödev yapmayan çocuk, kendisini fırçalayan hocasına, “Yapacaktım; fakat filancalar defterimi çalmışlar!…” diyordu. Bu lokomotife vagon olmak isteyenlerin haddi hesabı yok: Ahmet Özal der ki: “Babamı bunlar öldürdü.” Cübbeli der ki: “Beni bunlar kumpasa düşürdü.” Demirtaş da kervana katıldı mı bu iş tamamdır. Bu gidişle cami önüne konan üç harfliler bile bizi cemaat peydahladı diyecek. Hafizanallah!…

***

Muharrem Beyciğim kimi ziyaret etse, günler onlara muharrem oluyor, kendilerini Kerbela’da yalnızlığa itilmiş vaziyette buluyorlar. Ne diyeyim, kudümsüzlük mü yoksa kudümsüz-zedelik mi? Yahu tahammülsüzlüğün bu kadarına pes. Adamcağız iyi kötü bir cumhurbaşkanı adayı. Boy pos desen var, ses desen Dâvûdî… Vaziyeti idare desen daha şimdiden cemaate laf çakıyor. Ne olmuş, yönetmeye talip olduğu insanları ziyaret etmişse?

Serde tahammülsüzlük var. Kırk senedir “Neden arka bahçemiz değilsiniz, neden bize oy vermiyorsunuz!” serzenişleriyle beslenen kin dereleri çağlayıp bir yandan da kanalizasyon atıklarıyla beslene beslene on beş temmuzda sele dönüşünce ortalığı târumâr etti. Siyah beyaz ayrılığının griye tahammüle yol vermediği günümüzde de birileri bu tahammülsüzlükten nasibini alıyor.

Kerem UMAR

Yükleniyor...

YORUMLAR






    0 YORUM