USD
5,6827
EURO
6,5708
ALTIN
223,2794

ÖKÜZLER ve ÖKSÜZLER

“Her şey bir vaizin, köyünde imamlık yaparken bir yandan da patates yetiştirerek, torun severek geçecek bir hayata, razı olmamasıyla başladı.”

ÖKÜZLER ve ÖKSÜZLER
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Yarın, bugünler tarih kitaplarına yazıldığında belki de ilk cümle böyle başlayacak.

Hakk Teala ömür verir de hakire bugünleri yazmak nasip olursa bendeniz böyle başlayacağım ilk cümleme.

Yüreğinde ateş taşıyan, bir mum gibi eriyen insan, başkalarını da aydınlatmak ister, Mevlana’nın dediği gibi ışığından bir şey kaybetmeden. Hatta yeni ışıklarla etrafın daha da aydınlık hale gelmesinden mutlu olarak.

Yola koyulur lider, hedefi bir demiryolu inşa etmektir.

Demiryolu farklıdır ne diğer yollara benzer ne de diğer ulaşım şekillerine.

Makinistin kafasına göre sağa sola gidemez tren, zaten direksiyonu yoktur.

Hizmet treninin hedefi bir rıza istasyonudur, raylar prensipleri… Lokomotif kutsi kelamın gayrisini yapmaya mezun değil. Kâh inişe denk gelir hızlanır, kâh yokuşa sardırır yavaşlar ama hep hedefine yol alır. Asla rotadan sapmadan.

Bir asır öncesinde Hicaz Demiryolu gibidir biraz da Hizmet.

İstanbul’dan kalkan tren Mekke’ye gidecek niyeti dillendirildiğinde güler çoğu kimse. Padişah aldırış etmez de ilk himmeti kendisi verir: 50.000 lira, şahsi parasından. O dönemde padişah maaşları 20.000 Osmanlı lirası…

Himmet vermek bugünkü gibi “terörizmin finansmanının önlenmesi” gibi koca koca laflarla ağır cezalık bir şey değildir elbet. Cübbelerini giyince eski zaman hokkabazları gibi olmayan kanundan bulunmayan cezaları çıkartıp da hapis yağdırmaz o zamanın hâkim savcıları…

Sonra kurban derilerinin toplanması, hanımların verdiği himmetler… Aman Allah’ım bu adamlar bugün yaşasa, suçlara bakar mısınız…

Satılan pullar, biraz gönüllü biraz zorla toplanan bağışlar, gümrük geçişlerinden alınan muavenet…

İşgücü neredeyse bedavadır: askerler. Askerler, nedense bu coğrafyada hep ucuz işgücü oluvermiştir, biraz da asker milletin kaderidir sanki.

Bendeniz, zamanında askerliğini Hicaz Demiryolu’nda yapan bir askerin piri fani torunuyla karşılaşmış ve dedesinin hatırlarını dinlemişti. Halen hayatta mıdır bilmem, öldüyse Allah rahmet eylesin.

Yaklaşık 5.000 asker bu işte görev alır, kiminin terhisi gelince bırakır; kimi terhisi gelse de kalır, hayrına sevabına.

Hicaz Demiryolu üzerine çalışırken en çok rikkatime dokunan şey şehitlikler olmuştu.

Demiryolu; tabanlıklar, raylar, telgraf direkleri, istasyonlar, döşeyerek giderken bir yandan da şehitlikler bırakmaktadır ardı sıra.

Hat ağır ağır ilerler, kimi zaman karşısına derin yarlar, nehirler, kuru dereler çıkar. Kiminde çöller. Dünyanın en zor coğrafyalarından birinde, bazı zaman iş kazalarından, bazı zaman açlık ve susuzluktan, yeterli beslenememekten, bazen de gündüz kavurucu sıcaktan, gece dondurucu ayazdan şehitler verilir.

En acı şehitler ise bölge halkının saldırıları neticesinde verilenlerdir. Kendi Müslüman kardeşine, yaptığı eserine saldırır, cahil halklar.

Acımasızca saldırırlar; sebebini, kendilerine faydalarını bilmeden. Saldırırlar sırf başlarındakiler ‘saldırın’ dediği için. Reislerine de ajanlar fısıldarlar bunu, altın keselerinin şıkırtılarıyla beraber fısıldarlar. Aşiret reislerinin çoğunun zaafı dünde bugünde paradır, nedense çoğu dayanamaz bu keselere, kutulara, altınla dolanlara, dolarla altı açılanlara…

Bir yanda ise şehitler verilir acı acı…

Bu saldırılar öyle bir, üç, beş değildir. Sadece 1908 yılında demiryolu hattına 126 defa saldırıda bulunulduğu not olarak düşülür tarih kitaplarına.

İstasyonlar artık yanı başındaki şehitlikler ile karşılar trenleri…

Anlatılanlar size de tanıdık mı geldi dostlar.

Bir tren gibi gidiyor hedefine Hizmet. Bazı vagonlarına saldırılar oldu, reisleri saldırın dedikçe kudurdu çöl azgınları. Müslüman görünümlü gözü dönmüşler koparttılar kimi vagonlarını katardan, sonra da yağmaladılar, utanma bilmeden.

Himmetlerle, kurban derileriyle, bağışlarla adeta santim santim yapılan demiryolu hattına saldıran cahil çöl azgınları ile bugünün gözü dönmüş siyasal İslamcı kuduzların ne farkı var ki…

Tren gidiyor hedefine, yolcusu olmak ise şimdi büyük imtihan. Düşenler oldu-oluyor, üstü açık vagonlara zulüm, yağmur gibi düştükçe.

Sabredemeden tren değiştirenler de tam ters istikamete giden trenlere binenler de. Ortada bir imtihan varsa herkesin başarılı olamayacağı gerçeği de var.

Bir yandan da şehitlikler düzülüyor istasyon istasyon.

Memleket zindanlarında adına “intihar” denilen cinayetler işleniyor. Zindan gibi memleketten çıkmak için alabora olan teknelerde ve Cennet’e kanatlanıyor minicik bebekler, mazlum anneler, biçare babalar. Meriç’te, Ege’de, Karadeniz’de kaç can kaldı dostlar…

Hicaz Demiryolu’nda çalışan işçiler gibi aç susuz bırakıyorlar KHK denilen kılıcın değdiği insanları. “bunlara su bile yok” diyen aşiret reisi kendi hayvanlaşmış kavmine fısıldıyor “yaşatmayın” alçaklığını.

Bu haysiyetsiz kini kime veya nelere, bir namlu gibi çevireceğini bilemiyor güç kudurmuşları.

Tren gidiyor ne eskisi gibi yakıtı var, ne eskisi gibi cazibesi, ama istikametinden milim şaşmadan gidiyor. Yaralı, pejmürde görünüyor biraz, ama onurundan milim taviz vermiyor.

Trene eskiden ibretle bakan öküzler, bugün saldırıyor. Lakin trenin öksüzleri de her şey bitse de omuz vererek götürme niyetinde.

Öküzlerin mi öksüzlerin mi kazanacağını tarih biliyor, ben burada filmin sonunu söyleyip de heyecanı kaçırmayayım.

Trende kalmaya çalışalım dostlar, ilerde nice istasyonlar göreceğiz. Varsın azgınlar ürüsün, demirden korksak trene binmezdik.

Salih Gülen

Yükleniyor...

YORUMLAR






    1 YORUM

    • Ali Karslı 31 Temmuz 2018

      Trende kalmaya devam salih hocam çok hoşuma gitti son cümle. elinize sağlık

      Cevapla