USD
6,4018
EURO
7,4755
ALTIN
246,7793

OLAĞANÜSTÜ HAL VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER (OHAL VE KHK’LAR)

Bu makalemde hiç kimseye ve hiçbir kurum ve kuruluşa karşı menfi ve kötülemeye matuf bir sözüm ve düşüncem yoktur. Sadece Türkiye’de 2016 yılından itibaren ülkede meydana gelen ve hassaten halka, işkence şekline dönüşen OHAL ve KHK’ya dayanarak yapılan yanlışları görüp de sükût etmek hiç kimseye yakışmayan bir tutum ve davranıştır.

OLAĞANÜSTÜ HAL VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER (OHAL VE KHK’LAR)
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

15 Temmuz 2016’daki uydurma darbe girişimi sonrası, Türkiye halkı, önceden de tanış olduğu Olağanüstü Hal ile yeniden tanışmış oldu.  OHAL’in bir önceki ilanı ve ilan edilmedeki sebepleri ve kullanılış şekli ve bir süreci vardı. Evvela her OHAL ciddi bir sebepten ötürü uygulanmaya konulmuştur. Cidden anarşi, ya da ülkenin yasal ve legal yönetiminin değiştirilmeye çalışılması ile alakalı kalkışma vs. ya da bizzat ihtilal yapılması başarılması ya da başarılamaması… Bunların neticesinde OHAL’ler ilan edilir ama kısa süre ülkede kalırdı.  Şimdiki gibi milleti canından bezdirip usandıracak kadar uzatılmamıştı hiçbir dönemde.

Ama 15 Temmuz darbe teşebbüsünün üst düzey yetkililerimiz ve hatta Başbakanımızdan da duyuyoruz ki, bu darbe teşebbüsü hükümet veya devlet yetkililerince planlanmış bir projeymiş. Bunu daha önce Sayın CB da satır aralarında: Bu 15 Temmuz bize Allah’ın bir lütfu oldu, buyurmuştu! Bu yakın arada Sayın Başbakanımıza gazetecilerin sorduğu: Hoşunuza gitmeyen, yapmasaydık bunu dediğiniz bir projeniz oldu mu? Başbakan açık ve net, hatta gülerek dedi ki, 15 Temmuz projesi hoşuma gitmedi. Bu senaryo proje burada dursun, biz bu projenin Türkiye’ye nelere mal olduğuna kısaca bir göz atalım:

Türkiye Cumhuriyeti hudutları içinde yaşayan insanlar (herkes ama herkes, okumuş, okumamış, esnaf, yatırımcı, tüccar, akademisyen, doktor, asker ve işçi hatta ev hanımı, emekli bay bayan) yeşil bir ekine benzetilecek olursa OHAL ve KHK’lar tırpan hükmünde yaş ve kuru demeden milleti biçip döktü. Suçlular var mıydı yok muydu? Suçlular vardı diye düşünsek bile; o zaman koca devlet ve koca hükümet batıda olduğu gibi bir iki ay içerisinde bu darbeye teşebbüs edenleri yani suçluları bulur çıkarır ve milletin önüne kor; kimsenin gözünün yaşına bakmaksızın cezalarını verirdi. Bu durumdan herkes de memnun olurdu. Darbe senaryosu da artık kimsenin aklına gelmezdi. Ne var ki, kimsenin böyle bir darbe yapmadığı ve yapmaya teşebbüs dahi etmediğini bildikleri için: hangi darbeciyi bulup çıkaracaklardı? O halde çevirdikleri senaryonun diğer ayaklarını uygulamaya koydu ve o yönde hareket etmeye başladılar.

Bu 15 Temmuz senaryosuna sebep olan hadise:  O günkü hükümet başkanı ve hükümet üyelerinin yolsuzlukları, hırsızlıkları Türk emniyeti tarafından ortaya çıkarıldı o günkü basın bana teferruatıyla yazdı ve herkesin gözü önünde cereyan etti. RTE’nin oğluyla yaptığı telefon görüşmesinde meşhur paraları sıfırladın mı oğlum? Telefon dinletileriyle sayın başbakanın çaldığı rivayet edilen paraların evden uzaklaştırılması ve eşte dostta korunması hedeflenerek telefonda oğluna sıfırlatma olayı Türkiye’nin gündemine oturdu. Bunların tepelerinin bütün Türkiye halkı tarafından dinlenmiş olması. Diğer taraftan Türkiye siyasetçileri ve hükümet üyesi 4 bakanın kâbusu olan Reza Zarrap’ın rüşvet ağına takılan bir sürü bakan ve üst düzey yetkililer hep telaş içindeydi. Çünkü hemen hepsi rüşvet almış veya bir yönüyle rüşvete bulaşmıştı.

Bu söylentilere muhatap olan ister devrin başbakanı RTE, ister dört bakan hep kendilerine çıkış yolu arıyor ve mazeret üretiyorlardı. Hâlbuki bağımsız yargının önüne çıkacak ve bunların birer söylentiden ibaret olduğunu anlatacak ve yargı kararıyla da ak-pak olacaklardı. Tepelerin uydurma ve sahte olduğunu söylediler. Olabilirdi ama ellerinde imkân vardı. O zaman bantlar ve kasetler TÜBİTAK’ın ilgili birimine gönderilir ve onlar inceler ve Türk halkına bu işin bir uydurma olduğunu duyururlardı. Millet de rahatlardı.  Fakat hükümet öyle yapmadı, alanıyla alakalı dünyada itibarı olan TÜBİTAK’ın ilgili biriminde çalışan uzman ve yetkililerden oluşan nice insanı işinden attılar; sıradan birisini getirip başkan ettiler. Tabii ki, halk nezdinde bu tavır büyük kuşku uyardı.

Bu da yetmedi sonra da teker teker, meslekleri gereği bu hırsızlık, yolsuzluk ve usulsüzlüğü, takip eden polis, polis amiri, polis müdürü, emniyetçi, vali, vali yardımcısı, kaymak bunlar da işlerinden kovuldu ve hapislere atıldı. Hiç olmazsa halkımızın %60-70’i bunu biliyor, bu işi biraz usulüne göre yapalım, demediler.

Basından öğrendiğimiz kadarıyla bu arsızlıkları ve hırsızlıkları ortaya çıkaran da güya, cemaatmiş ve başta cemaat lideri F. Gülen olmak üzere cemaatin önde gelenleriymiş. Ve onların mutlaka nedip edip onları cezalandıracaklarmış. İşte OHAL ve KHK’ların ihdas sebepleri budur. Bu KHK’ların kullanılarak yüzbinlerin mağdur edilmesinin hiçbir hukuki mesnedi ve dayanağı olmadığı halde devrin başbakanının milletin huzurunda ifade ettiği bunlara haddini bildireceğim, bunlara hayat hakkı tanımayacağım, diyerek fiilen icraata konuldular. BAŞKA TÜRLÜ OLDUĞUNU KENDİLERİ BİLE İSPAT EDEMİORLAR. Fakat hep şunu göz ardı etti ve sakladılar: Cemaat lideri Fethullah Gülen defalarca uluslararası bağımsız yargı huzurunda benim bu 15 Temmuz darbe girişimi yaptığımı ispat etsinler, ben kendim gelip Türk Yargısına teslim olacağım! Dediği halde, sayın hükümet üyeleri ve Sayın Cumhurbaşkanımız buna yanaşmadı. Çünkü kendileri de biliyor ki, bunu yapan onlar değil.  Darbe ile 20-30 bini ev kadınının ne alakası olabilir, batılı yazar ve düşünürler gülüyorlar bu darbe suçlamalarına! Gülmeleri de doğru, 85-90 yaşındaki dedeler, işi gece gündüz araştıran, okuyan ve yazan çizen gazeteciler bile darbeden hapislerde ve hücredeler onlar da darbeden yargılanıyor. Bu durumun hiç kimseye inandırıcılığı yoktur, Fakat memlekette bir zulüm yönetimi var ve kimsenin gık deme hakkı yok, yani OHAL  var, yani hükümet üç ayda bir yeni KHK’lar çıkarıyor son 701 sayılı KHK de olduğu gibi 18.632 kişi kamudan ihraç edildi 12 dernek, 3 gazete ve 1 TV kapatıldı. Daha önce çıkan 18 KHK ile 130.000’den azla insan atıldı ve hepsi de ciddi sıkıntı ve bunalım içinde oldu. Nerdeyse yüz binin üzerinde insan yurdundan yuvasından oldu. Bu OHAL ve KHK’lar yine binlerce işveren tüccar, yatırımcı insanın mallarına çöktüler, Türkiye’de vergi rekortmeni olan bu insanlar işlerinden atıldı evlerine mallarına, fabrika ve her şeylerine el konuldu. Görülmemiş bir musibet Bunun manası şu demek, bir milyonun üzerinde insanın ekmeğini elinden alıyorsunuz, kim bilir çoğu kiradadır, evinin kirasını veremeyeceği için sokağa atıyorsunuz ve dışarıda özel sektörde iş  bulmaması için özel adamlarınızla takip ettiriyorsunuz. Zaten KHK’larla attığınız ve işine son verdiğiniz insanları sizin şerrinizden korkarak kimse çalıştıramıyor, KHK’yı yönetenlerin şerrinden. Bu nasıl bir zulüm devranıdır böyle.

Daha iki gün önce yargılanan Zaman yazarlarının mahkemece Darbe ile alakalı olmadıkları ve darbe iddiasından beraat ettikleri kararlaştırıldı. Ama uydurdukları uydurma terör örgütü ismi de kendi üretimleri ve kendi projeleri. Hem bu uydurma terör örgütü ismi hem de 15 Temmuz darbesi sebep gösterilerek: Bebek, kadın, lohusa, yaşlı hatta yatalak kadın erkek, herkesten intikam alıyor ve herkesi hapse ve hücrelere tıkıyor. Ve Bahane darbe teşebbüsü ve darbeye katılmış olmak. Ne Türk ceza sistemine uygun ne hukuka ne insanlığa uygun bir davranış. Sadece bu AKP yönetiminin bir marifeti. Bütün AKP milletvekilleri ve AKP taraftarları bu durumları düşünün korkun ve Allah’ın azabının sizi yakın bir zamanda kıskıvrak yakalayacağından emin olun, size de ne diyelim ateşiniz bol olsun.

Biz diyoruz ki, artık beşerin yapacağı bir şey yok, yapsaydı bir seçim geçirdik onda yapardı. Oy hırsızlığı da olsa ciddi bir tokat o hırsızlığa da mani olurdu ama, olmadı.  Demek ki, Türkiye halkı buna layık gözüküyor, bizim de afiyet olsun demekten başka sözümüz olamaz.

OHAL kapsamında çıkartılan 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 18 bin 632 personel kamudan ihraç edildi, 12 dernek, 3 gazete, 1 TV kapatıldı.

Olağanüstü Hal kapsamında 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Resmi Gazete’de yayımlandı. Çeşitli kurumlarda görev yapan 18 bin 632 personel kamudan ihraç edildi.

OHAL Kapsamında yayımlanan 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre; Emniyet Genel Müdürlüğünden 8 bin 998, Diyanet İşleri Başkanlığından 240, Dışişleri Bakanlığından 38, İçişleri Bakanlığından 31, Adalet Bakanlığı’ndan 1052, Dışişleri Bakanlığı’ndan 38, Sahil Güvelik Komutanlığı’ndan 192, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 3077, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 1126, Jandarma Genel Komutanlığı’ndan 649 kişi ihraç edildi.

199 akademisyen görevinden uzaklaştırıldı. 12 dernek, 3 gazete, 1 TV kapatıldı.

Kurumlarından daha önce ayrılan, TSK’dan 324, Emniyet Genel Müdürlüğünden 1167 ve jandarmadan 35 personelin rütbeleri de 701 sayılı KHK ile alındı.

OHAL kapsamında çıkartılan 701 sayılı KHK ile 4 Vali Yardımcısı ve 4 Kaymakam meslekten ihraç edildi.

Son KHK ile daha önce görevden uzaklaştırılan 148 kamu görevlisi hakkındaki karar da ortadan kaldırıldı.

Göreve iade edilen personelden, 10 gün içinde göreve başlamayanların ‘çekilmiş’ sayılacağı belirtilirken; göreve başlayanların kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği kaydedildi. Bu kişilerin herhangi bir ek tazminat talebinde bulunamayacağına hükmedildi.

Dr. Dursun Ali Erdem

Yükleniyor...

YORUMLAR






    0 YORUM