USD
6,0145
EURO
6,9241
ALTIN
229,3776

TRENE BİNEN ÖKÜZLER

Yine bir tren yazısı… Bu sefer iş farklı dostlar, trene bakan öküzler bu defa trene bindi…

TRENE BİNEN ÖKÜZLER
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

“Bir kere yanlış trene bindiyseniz; koridordan ters tarafa yürümenin hiçbir faydası yoktur!’” der Nietzsche

Siz varın bu trene ister “zalimler treni” deyin ister “cahiller treni”. Öküzler treni de diyebilirsiniz, mahzuru yok.

İçinde olduktan sonra, yok camdan sarkarak, yok en son vagonda oturarak, nazlanarak binerek, “aslında ben…” diye başlayan cümleler kurarak kurtulmak ne mümkün. Trendeki herkes o isimle anılacak hepsi bu.

Kim mi var zalimler treninde?

Sandıktan çıkan sonuçlara biraz hokus pokus, biraz hamaset, biraz tırsak muhalefet, bolca korku ilave edince ortaya çıkıveren şey: Millî irade. Tabi yerseniz.

Mideniz kaldırmayabilir ama Türkiye’nin seçimi bu ve bu sonuçlarla milletin üzerine bir karabasan gibi çöken ampuller var. Aydınlık vermesi lazım gelen ampulün karanlığın sembolü olması işin ayrı ironisi…

Dindar kılıklı menfaatperestler de var bu trende.

Zalimin zulmünü Allah’ın ayetleriyle izah etmeye çırpınan zavallılar var. Aldıkları üç beş menfaat karşılığında dinini kolaylıkla satabilecek sakallı sarıklılılar var. Bir diplomasıza “hocam hocam” diye güzelleme yapanların kedisiyle köpeğiyle apar topar derdest edilmesi işin ayrı ironisi. Merak ediyorsanız söyleyeyim, hayır trenden atmadılar bir vagona kapattılar sadece.

Görünüşte muhalefet gibi takılanlar da bu trende. Hani meydanlarda asıp kesen, gök kubbeyi yeryüzüne indiren, ağzını doldura doldura meydan okuyan tipler var ya… Bunların tek özelliği pencereleri perdeli vagonda gitmeleri. Pek görülmemeleri ondan. Yoksa meydanlarda ahkam kesmeleri filan sarhoş narası hükmünde. Seçim akşamı buharlaşmaları da trenden atılma korkusundan. Bir de -miş gibi yapmaları var ya o da işin ayrı ironisi.

Trenin en iğrenç vagonlarından biri, her iktidarın şeklini alan cıvık bürokrasi ile işgal edilmiş. Kanunsuz zalimlere itirazsız sopa olan yargı, emniyet ve 657’ye tabi olup da koltukları için 657 takla atmaya hazır gereksizler… Kendi meslektaşlarını kendi çıkarları için harcayacak kadar alçaktır bunlar.

İşin medya denilen, parti bülteni hazırlayıcıları; TV denilen borazanları, yazar sanılan dilleri yalamaktan nasırlı zavallıları da var, ama onlar için yazılacak her kelime israfı kelam dostlar. Allah vermiş zaten belalarını.

Trenin vagonları uzayıp gidiyor böylece. Ama tren nereye gidiyor yolculardan bilen yok.

Hani trende izzet ikram bol, vur patlasın çal oynasın, para pul derdi yok, ihale kazanamama ihtimali yok.

İki ayakkabı kutusu ekince iki deve yükü hasat kaldıran bir yer burası. 3’e mal et devlete 30’a sat kimse sormaz kardeşim.

Bir telefonla çözülmeyecek mesele, kaymağı yenmeyecek yoğurt, çökülmeyecek şirket yok. o kadar kazançlı bir tren…

Hem bir de işin güvenlik boyutu var.

Bu trenin yolcuları yüksek güvenlikle yaşar. Bir sabah iki araba dolusu polisle uyandırılmak yok. Zamanında herkesin indirebileceği bir app’ı yüklediğin için iki yıl sorgusuz sualsiz yatmak yok. Üzerinde bir dolar çıktığı için zindandan zindana atılmak yok.

Evinde kitap dergi bulunduğu için, saksının altına serdiğin gazete yasaklı (!) olduğu için, bankaya para yatırıp, çocuğunu okula gönderdiği için çilenin her türlüsünün sayfa sayfa çektirilmesi yok.

Meriç’i geçmek derdi yok mesela, orada suya gark olma tehlikesi yok; gurbet elde, dil bilmeden, yer bilmeden, yurt bilmeden çırpınma tehlikesi yok.

Charles Dickens’in Büyük Umutlar’ındaki kaçak mahkûm gibi kendi yurdunda koyu gölgelerde yaşamak derdi yok.

Memleket zindanlarının beton zemininin her girinti çıkıntısını, her lekesini, her teferruatını evinin odaları gibi belleme derdi yok.

Ah bir de zindanda anne babasını bekleyen, gaybubetteki ebeveynlerinden haber gözleyen, gurbette TR’de kalan oyuncaklarını özleyen çocuklar var ki kapağını kaldırsan bir yığın hüzünden gayri bir şey olmayan acılar sandığı…

Trenin istikameti, son durağı bilinmez. Gerçi artık durak da kalmadı. Daha ilerde uçurumla beraber rayların bittiğini bilmemek için salAK olmak lazım ve köprünün olmadığını söylemek zait.

“Zarara kendi rızasıyla girene merhamet edilmez.”

Bir de mazlum trenine atılanlar var, onları da haftaya konuşalım nasipse. “İşimiz Allah’a kaldı diyorlar.” belki.

Hani Şems’e nispet edilen bir söz vardır:

“İşimiz Allah’a kalmışsa, olmuş bil…”

Salih Gülen

Yükleniyor...

YORUMLAR






    0 YORUM