USD
5,3262
EURO
6,0711
ALTIN
210,3620

ANNELİK EN BÜYÜK PAYE

Annelik, statüsü ne olursa olsun tüm kadınlar için, en cazip temel roldür. Ya da olmalıdır. Kadın pek çok rolü üstlenip başarıyla taşıyabilir. Ancak annelik tüm sıfatlar ve rollerden daha farklı, daha hususi bir özelliktir.

ANNELİK EN BÜYÜK PAYE
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

İslam, anneye öyle bir paye verir ki, bunun ötesinde farklı payeler vermeye kalkışmak, onun başına konmuş değerli bir tacı alıp yerine bir külah geçirmekten farksızdır. Kadın annelik istidadı kabiliyetiyle donatılmış müstesna bir varlıktır. “Cennet annelerin ayakları altındadır” diyerek cennete giden yolları, anneden yana geçirmiştir, ancak burada açıkça cinse bir üstünlük izafe edilmemiş; role, yapılan işe, vazifeye üstünlük verilmiştir.  İşte bu yüzden Annelerin de rehavete girmeyip, Cennete liyakat kesbetmeye çalışması gerekir.

Kadın yaratılış itibariyle şefkat kahramanıdır, bu yönüyle erkeğin fersah fersah önündedir, güçlüdür. Hayvanlar aleminde dahi, dişi canlılar, yavruları söz konusu olduğunda canlarını feda edebilecek kadar cesur ve güçlü olabilmektedirler.

Bediüzzaman Hz.’leri anne tavuk ve köpek hikayesiyle buna misal getirir. Gerçek hayatta son derece ürkek bir fıtrata sahip olan tavuğun anne olduktan sonra civcivlerini korumak için köpeğin önüne atlayan bir kahramana dönüştüğünü anlatır risalelerinde…

ANNELİK DUYGUSU-ŞEFKAT

Annelik duygusu, kadına verilmiş olan en özel duygudur. Bu duygunun sevgi, şefkat, merhamet, iyilik, doğruluk, koruma gibi pek çok duygu tabakaları vardır. En öne çıkanı şefkattir. Şefkat karşılık beklenmeden, başkasına hissedilen bir sevme çeşididir. Bu yüzden “Anne Sevgisi” karşılıksızdır.

Kadın şefkat kahramanıdır. Fıtraten anne olmaya ihtiyaç hisseder.

İLAHİ ŞEFKAT, anne şefkati üzerinden anlatılır. Yüce Rabbimiz, Erhamürrahimindir. Merhametlilerin en merhametlisidir.

Rasulullah(sav), Allah Teala’nın şefkatini yüz parçaya böldüğünü, birini dünyaya gönderdiğini ifade eder. Bu bir cüzle tüm validelerin yavrularına şefkatle davrandığını anlatır.

Bir annenin kaybettiği çocuğunu ararken ki haline şahit olan Efendimiz(sav): “Allah, rahmeti yüz parçaya böldü. Bundan doksan dokuz parçayı kendine ayırdı. Yeryüzüne geri kalan bir cüzü indirdi. Bu tek cüzden dolayı mahlukat birbirlerine karşı merhametli davranır. At yavrusuna basmak endişesiyle ayağını bu sayede kaldırır” buyurmuştur.

Cenabı Hak kulunu yaratmış, annenin fıtratına şefkati koymuş, anneyi hakiki şefkate vesile yapmıştır.

Çocuğun tüm varlığa karşı şefkati merhameti özellikle anneden alır. Kadın sadece kendi çocuğuna karşı değil, tüm varlık alemine karşı erkekten daha şefkatlidir. Çocuk, tüm varlığa karşı şefkati merhameti özellikle anneden alır.

Şefkat Peygamberi(sav) buyuruyor ki: “Namaza duruyorum ve namazı uzunca kıldırmayı arzu ediyorum. Bazen bir bebek ağlaması duyuyorum ve hemen namazı kısa kesiyorum. Zira ben o anda, çocuğun ağlamasından dolayı annesinin duyduğu ızdırabı bizatihi yaşıyorum.”

İslam dininde aslolan anne-çocuk birlikteliğidir. Maddi-manevi temel ihtiyaç konusunda birbirlerine muhtaçolan bu varlıkları ayırmak büyük bir hatadır. Allah Rasulü(sav), Onları ayırmanın nasıl bir günah olduğu konusunda ümmetini uyarmıştır.

“Allah, anne ile çocuğunun arasını ayıranı kıyamet günü sevdiklerinden ayırır.”

“Allah, kadınların ve çocukların haklarının ihmalinden ötürü gazaplandığı kadar hiçbir şeyden gazaplanmamıştır. Yani Gayret-i İlahiyeye en çok dokunan, kadınlarla çocukların durumudur.”

Çalışma hayatı da, bu birlikteliğe engel olmamalı. Hususiyle küçük yaşta, hatta çocukluk gençlik, ergenlik dönemi… Anne-çocuk lehine kolaylaştırıcı tedbirler alınmalıdır. Bu konu, kurumsal, yasal ama en önemlisi bireysel bazda çok ciddi anlamda ele alınmalıdır. Dini-vicdani-ahlaki süzgeçlerden geçirilmeli her hak sahibinin hakkını almasına azami hassasiyet gösterilmeli. Hayat bir bütün olarak ele alınmalı, en küçük halkadan en büyük halkaya kadar şefkat ve sorumluluk duygusu ile hareket edilmelidir.

BABA DESTEĞİ

Ev ve ev dışıyla ilgili işlerde ve hizmetlerde erkeğin hanımına, kadının da erkeğine yardım etmesi Allah için, destek olması çok önemli bir husustur.

“…iyilik ve takvada yardımlaşın. Günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayın” (Maide 5/2) Külli bir prensip. Önce aile çekirdeğinde bu prensip yaşatılmalıdır.

Hayat arkadaşları, birbirlerinin en büyük yardımcısı ve destekçisi olmalıdır. “Mü­min er­kek­ler­le mü­min ka­dın­lar bir­bir­le­ri­nin yar­dım­cı­la­rı­dır. On­lar iyi­lik­le­ri teş­vik edip kö­tü­lük­le­ri me­ne­der­ler” (Tevbe-71)

“….Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz.” (Bakara 2/187) Elbise, neye yarar, fonksiyonu nedir? Koruma, kollama, bütünleşme, güzelleşme, birbirinin kusurunu örtme.. Eşler birbirinin neye ihtiyacı varsa onun üzerine titremeli. Bu bütünleşme sağlanmazsa kimse sorumluluğunu tek başına hakkıyla yerine getiremez.

“Karı-koca birbirinize lütufkar davranınız” buyuran Rasulullah(sav), “Anneye iyilik etmekten daha fazla Allah’a yaklaştıracak bir amel bilmiyorum” demektedir.

En Hayırlı Aile Resi(sav), “Sizin en hayırlınız, eşine en güzel şekilde davranandır” “Ümmetimin en hayırlıları ehline, ailesine en iyi davrananlardır” buyurmaktadır.

Efendimiz(sav), sevgi-şefkat gösterirken çocukları kucağına alır, öper, yüzlerini başlarını okşar ve açıktan sesli dua ederek severdi. “İki Reyhanım” dediği torunlarını sağlı sollu dizlerine oturtur, sever okşar, dua ederdi “Allah’ım Sen bunlara rahmet et.” “Allah’ım ben bunları çok seviyorum Sen de sev.”

Dua boyutlu ifadelerle sevgisini ifade ederdi.  Sevgisini en sevgili olana bağlardı. Bu aynı zamanda iyi, doğru, faziletli bir insan olmaları için bir telkindi. Güzel hasletleri özendirmeydi.

Efendimiz(sav), sevgi ve şefkatin söz ve davranışla açıkça belli edilmesini isterdi.

“Ebu Hureyre anlatıyor: Ras. (sav) torunu Hz. Hasan’ı öpmüştü. Yanında bulunan Akra’ İbnu Hâbis bunu yadırgayarak “Benim on tane çocuğum var. Fakat onlardan hiçbirisini öpmedim” dedi.  Allah Rasulü (sav), O ‘na bakıp “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” buyurdu.

Allah Rasulü(sav), çocukları sevmemeyi kalp katılığının, merhametsizliğin bir alameti, Allah’ın rahmetinden mahrum kalmanın bir sebebi olarak ifade etmiştir.

Tabiinden İbnu Mübarek, kardeşleriyle birlikte olduğu bir gazvede: “İçinde bulunduğumuz cihaddan daha efdal bir amel biliyor musunuz?’  diye sorar. ‘Hayır’ cevabını alınca. ‘Ben biliyorum. İffetli bir adam düşünün, ailesi çoluk çocuğu var geceleyin kalkar, uyumakta olan çocuklarını kontrol eder, üstü açılanları örter. İşte bu kişinin ameli bizimkinden üstündür” der.

Rasulullah(sav): “Dört vasıf vardır ki, bunlar kişinin mutluluğunun göstergesidir.

1-Saliha hanım

2-Hayırlı evlat,

3-Konuşup, görüştüğü çevresinin salih kimseler olması

4-İşinin yakın olması.”

MESAİ TANZİMİ

Bir kısım insanların vazife icabı yoğun çalışma tempoları sebebiyle de olsa, anne-babasını, ailesini, çoluk-çocuğunu ihmal etmesi katiyen doğru değildir. Allah Rasulü (sav), yiyip içmeden kendilerini gece-gündüz ibadete veren ve bu arada ailelerini ihmal eden arkadaşlarına, “Nefsinizin sizin üzerinizde hakkı var, ailenizin sizin üzerinizde hakkı var, Allah’ın sizin üzerinizde hakkı var.. her hak sahibine haklarını veriniz.” buyurmuştur. Biz bunu biraz daha genişleterek şöyle de diyebiliriz: çalıştığımız müessesenin bizim üzerimizde hakkı var; anne-baba, eş-dost, çoluk-çocuğumuzun üzerimizde hakkı var; komşumuzun bizim üzerimizde hakkı var.. ve bütün bunlar, ihmal edilecek haklar da değildir. Cenab-ı Hak hepimize, her hak sahibine hakkını verme hassasiyetiyle yaşama şuuru nasib etsin…

Elanur Beyza

Yükleniyor...

YORUMLAR






    0 YORUM