USD
5,3531
EURO
6,0978
ALTIN
222,3133

HİZMET DİLE GELSE…

İçinde yaşadığımız dünya hayatının geçici olduğunu, acaba hepimiz biliyor ve buna inanıyor muyuz gerçekten? Bir yere gitmek üzere bindiğimiz trenden gidilecek yere gelindiğinde ineceğimiz ne kadar muhakkak ise, bu dünya hayatının biteceği ve dünya istasyonundan ineceğimiz de o kadar muhakkaktır, diyor Üstat Bediüzzaman hazretleri. Bu mevzuyu, 2, 3, ve 4. Sözler isimli eserlerinde çok güzel ve cidden ikna edici, herkesin inanabileceği şekilde, açık seçik misallerle inanmayan insanlara gösteriyor, izah ediyor. Diyeceksiniz ki, neden bu kadar vurgu yapıyorsunuz, biz inanmıyor muyuz ki? Allah’a inanan-inanmayan, okumuş yazmış, yazar çizer olmuş herkes, dünya hayatının faniliğine ve bir gün buradan ayrılacağına inanır inanmasına ama, yaptıkları ve yaşantıları bu inanca aykırı gibi gözükmektedir, kanaatimce.

HİZMET DİLE GELSE…
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Kur’an ve sünnet Müslümanlığının bozulmaya yüz tuttuğu ve hürafelerin din sanıldığı hemen her ülkede Allah Taala,  her yüzyılın başında bir müceddid göndermiştir. Bu zatlar, İslam’ın safvet-i asliyesini ve iman esaslarını yeniden insanlara göstermeye çalışmışlardır. Ömer b. Abdülaziz, İmam Şafiî, Ebu’l-Hasan el-Eş’arî,  İmam Gazalî, FahruddînRazî, İbn Dakiku’l-Iyd, CalaleddinSuyutî ve Mevlana Halid gibi zatları bu silsileden zikredebiliriz.

Geçmişimizde de bu isimleri çoğaltabiliriz ama, ben sadece son dönem üstad Bediüzzaman hazretleriyle Fethullah Gülen Hocaefendi’nin yenileme misyonunu yerine getirdiklerine ve getirmeye de devam ettiklerine inanan bir insanım. Çünkü geçmiş dönemlerdeki mücedditlerden 15-20 kadarının hayatını inceleme fırsatı bulunca mukayese etme imkan ve fırsatı da bulmuş oldum. Ne var ki, Dininin kitabı olan Kur’anı dahi okuyup anlamakdan aciz olan insanlar peşin hükümle, hemen bir çırpıda bu zatları siler atarlar. Pek tabii ki, cahil cesurdur. Onların da cehalet gibi bir mazeretleri var. Bundan dolayı kusurlarına bakmamak lazım. Atalarımızın bir sözü vardır: Ağaç yaşken eğilir. Bu tipler odun olmuştur. Düzeltmeye kalkarsanız kırarsınız, çünkü onlar artık ağaç değildir. Bu girişten sonra esas konuya geçelim:

Türkiye’de yaşayan her kesimden hemen herkesi, resmi, sivil, asker, siyasi, bürokrat, bakan, başbakan vs.,  amir-memur, zengin-fakir, usta-çırak, sanatkar, köylü-kentli herkesi,ama herkesi kast ediyorum.

İş yerinizde, evinizde köyünüzde ve mahallenizde 30-40 yaş üzeri olanlara soruyorum. Allah rızası için, hizmetin anlayamadığınız tarafları da olabilir, ama vicdan aynanızı da devreye sokarak şu soruma siz de bir cevap veriniz veya bir cevap arayınız: Fethullah Hocaefendi’nin cemaatinden nasıl bir zarar gördünüz? Kavgalarına mı şahitlik ettiniz? İçki içip mahallede, sokakta taşkınlık yaptıklarına mı? Şunun bunun malına saldırıp, haksız yere birilerinin malını aldıklarına mı? Birilerini dövdüklerine ve sövdüklerine mi şahit oldunuz? Topluma eza ve cefa eden hangi tavırlarını veya şikayete sebep olabilecek nelerini gördünüz? Ayrıca, sizleri madden ve manen tiksindiren hangi tavır içinde oldular?Ah, şu komşular defolsa gitse de bu çirkinlikten ve bu pislikten kurtulsak, dediğiniz  hiç oldu mu? Kendi aile içlerinde de huzurdan yoksun, kavgalı bir ev profili çizdiklerini mi gördünüz? Bilebildiğim kadarıyla kötülüklerin hepsini sayarak sordum. Şimdi de benim bilmediğim belki sizin bilebileceğiniz olanları sormak istiyorum. Bu insanlar nasıl kötü insanlardı da 15-20 yıl yaşayıp gördüğünüz fakat bizim bilemediğimiz başka neleri vardı?

Değerli dostlar, kültürümüzde bir ata sözü vardır: Eğri oturalım ama doğru konuşalım. Eğri oturmanın insana zararı yoktur ama, doğru konuşmamanın zararı çok büyüktür. Allah Taala Kur’an’da yalanın münafık sıfatı olduğunu Münafıkun suresi 1. ayette“Ve Allah şahadet eder ki, münafıklar gerçekten yalancıdırlar”şeklinde buyurur.Başka bir ayette de,“(Bu diriltme), hakkında ihtilâfa düştükleri şeyin, onlara beyan edilmesi (açıklanması), ve inkâr edenlerin (kâfirlerin), kendilerinin şüphesiz (kesinlikle) yalancı olduklarını bilmeleri içindir.” buyurulmaktadır. (Nahl suresi, 39)

Yalanın ve yalancılığın bir münafık ve kafir sıfatı olduğu Kur’an’da onlarca ayet-i  kerimede bildirilmektedir.

Dış ülkeleri saymıyorum, bu cemaatin sadece Türkiye’de yaptıklarına bir göz atarsak. Hangi ailenin çocuğu cemaatin açtığı okullarda okumadı, kurslarına gitmedi? Bu gün can düşmanı(!) gibi, bütün işini gücünü bırakmış, memleketin maddi ve manevi batışına bakmaksızın iftiralarla, adam kaçırtmalarla, çalıp çırpmakla, hizmeti kötülemek ve okul kapattırmak için şu garip halkın milyonlarca dolarını yardım adı altında rüşvet verilerek milletin hakkını saçıp  savuran ve yine de akl-ı selim sahipleri nezdinde bir işe yaramayan girişimlerin sahibi Recep Tayip Erdoğan’ın oğulları, kızları mı okumadı bu kurumlarda? Okul veya dershane kaydı zamanlarında, bakan ve milletvekillerinden yüzlercesi torpil için sıraya girmediler mi? Bizim çocuğu da alınız, ne olur, demediler mi? ayrıca hangi aile, hangi ana baba “ben çocuğumu bu okula veya bu kursa gönderdim ama hiç memnun değilim, ahlakı bozuldu, sigaraya içkiye başladı”dedi. Duyanınız var mı? Aksine, hep şunu duyduk: Allah Hocaefendiden razı olsun. Çocuğumu bu kurumlardan birine verdim, bir veya iki ay sonra benim oğlum/kızım insan oldu.Artık bize ana-baba olduğumuzu hissettirdi çocuğumuz. Bu nasıl güzel bir terbiye vermek böyle, Allah’ım!  

Cemaatin basın yayın hizmetleri ve faaliyetleri de oldu. Uzun yıllar Samanyolu TV izlendi. Hangi aile, çoluk çocuğumuzun terbiyesini ve ahlakını bozdu bu TV, dedi. Karı-koca arasını açıyor, bu programları, çocuklarımızın yanında izleyemiyor, utanıyoruz, diyeniniz çıktı mı?

Ayrıca bir kurban bayramı gelir. Filvaki cemaat, kurbanlarınızı sizden ister, kurban bağışlayanlardan kurban hisselerini alır ve onları itina ile kestirirdi. Türkiye genelinde en ücra vilayete, kazaya nahiye ve köylere kadar götürüp kurban etlerini fakir fukaraya dağıtırdı. Bunun neresi kötüdür ki, bu bile hizmet hareketine suç olarak meydanlarda anlatılıp fatura edilidi ve sizler de bunun bir şuç olduğuna ne yazık ki, vicdanınızdan olmasa da inanır gözüktünüz ve öyle davrandınız? Bu süreçte gördüğümüz “bunlar hain, (ağızların iğrenç sakızı), bunlar terör örgütü.” Gibi laflarla yüzbinlerin mağdur edilmeleri ve hapislerde çürütülmelerine bu milletin inanması bir gün Allah’ın gayretine dokunacak. Korkuyorum ki güzelim milletin duyarsızlığından ötürü Allah onların altlarını üstlerine getirecek!. Çünkü bu kadar büyük bir zulüm ve iftira olamaz! Birileri, hırsızlıkları ortaya çıkmasın diye debelenip dururken, birileri de safca buna inanıyor, hizmet gönüllülerini şikayet ediyor, mesnetsiz delilsiz loğusa kadınlar bile doğum evlerinden bir günlük iki günlük bebeğiyle hapse atılıyor. Hapishanede ölen yüzlerce insan ve bu zulümden kaçarken yollarda yine hayatlarını kaybedenler.. saymakla bitmeyecek kadar zulüm…

Ne var ki, bu ülkede birkaç kilo kömür ve birkaç kilo makarnaya din ve imanlarını satanlar. Satsalar ne olacak ki… Müslümanlar her zaman ve her devirde zalimlerden zulüm görmüşler; görmüşler ama onlar, mağduriyetlerinden ötürü Allah nezdinde dereceleri yükselmiştir. Neticede kaybedenler, o zulmü onlara reva görenler olmuştur. Allah onların üstlerini altlarına getirmiş ve onlar, hiçbir zaman iflah olamamışlardır.  Hesap günü dillerine mühür vurulacak. Aynı kişinin elleri ve ayakları hangi günahları işlediyse, dillere hangi kötü sözler söylettirildiyse azaları buna şahitlik edecektir, Allah huzurunda. Nitekim Yasin suresi 65, 66. ayetleriyle Allah Taala bu durumu bize bildiriyor. Hesap günü, bilir bilmez, yalan ve iftira eksenli, hizmetle ve hizmet insanıyla alakalı laf söyleyenlerin, insanları rencide edenlerin dillerine de mühür vurulacak, hizmetin manevi olgusu Allah huzurunda olup biten her şeyi anlatacaktır. Bu gün meydanlarda kükreyenler, hizmet ve cemaate küfredenler, milyonların hakkına girenler o gün toprak olmayı isteyecekler ama bu, ellerine geçmeyecek! Biz bekliyoruz, onlar da beklesin görsün.

Dr. Dursun Ali Erdem

YORUMLAR






    0 YORUM