USD
5,4653
EURO
6,2028
ALTIN
213,0663

Öküzün altında buzağı aramak…

Dün de böyleydi bugün de.!!

Öküzün altında buzağı aramak…
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Yıl 2006. Türkçe Olimpiyatlarına hazırlanıyoruz. Milliyet gazetesinden bir gazeteci hanımefendi (Şükran Pakkan) aradı. Ben de, santralden direk bağlandığı için sorularına muhatap olmak zorunda kaldım. Açıkçası, yetkili birinin cevap vermesi gereken türden sorular da değildi ilk soruları. Sıradan, bilgilenme adına meraktan kaynaklandığı apaçık olan sorulardı. Ancak sorulara iyi çalışıldığı ve soruların asıl teması ilerleyen sorularda ortaya çıktı. İlk sorusu şu idi:

  • Dil öğretim derneği tarafından bir sözlük basılmıştı. Bize de davetiye şeklinde geldi. Bu sözlük piyasada mevcut mu? Nasıl tedarik edilebilir?

Ben de, bu sözlüğün tamamen davetiye amaçlı basıldığını, sınırlı sayıda basıldığını(7000 adet) ve sadece davet edilen misafirlere güvenlik kartıyla birlikte dağıtıldığını ifade ettim. Sözlüğün piyasada bulunmadığını ve satışta olmadığını ifade ettim. Bayanın asıl maksadı müteakip sorularda anlaşıldı:

  • Çok geniş katılımlı bir olimpiyat yaptınız. Bu olimpiyata yurtdışından özellikle Fethullah Gülenin açtığı okullardan katılım olduğunu biliyoruz. Bu sözlük, gelen öğrencilere ve bu okullara da dağıtıldı mı? Sözlüğü kim hazırladı?

Şaşkınlıkla birlikte, soruya soğukkanlı cevap vermeye çalıştım. Bu sözlüğün yukarıda da arzettiğim gibi, davet edilen kişilere verildiğini söyledim. Katılımcı öğrencilere verilmediğini ifade ettim. Sözlüğün değerli bir öğretim görevlisi tarafından hazırlandığını, bizim de bunun telif haklarını bir yayınevinden satın alarak bastırdığımızı…

Sorular tekrar mahiyetindeydi ve asıl maksadı içeriyordu:

  • Derneğiniz ne zaman kuruldu?
  • Mart 2006’da
  • ’sü tertiplenen yarışmaların ilk 3’ünü kim düzenledi?
  • Zambak-Dilset yayınları
  • Derneğinizin Fethullah Gülenle bir irtibatı var mı?
  • Hayır, yok. Ancak bu tür soruları ne amaçla sorduğunuzu bilirsem daha yetkili biriyle görüştürebilirim.
  • Ben sadece merak ettiğim için soruyorum. Tatmin edici bir cevap bulursam bir yazı hazırlamayı düşünüyorum. Sizin dernekteki konumunuz nedir?
  • Ben, hasbelkader, derneğin gönüllü bir üyesiyim.
  • Derneğin kaç üyesi var? Kimler üye olabiliyor?
  • Derneğin kaç üyesi olduğunu bilemiyorum. Ancak, Türkçe öğretmenlerinin derneğe üyeliklerinin kabul edildiğini biliyorum.
  • Peki sözlükle alakalı bir sorum vardı. Sözlük hazırlanırken hangi kaynaklardan faydalanıldı? Milli eğitimin tavsiye ettiği sözlükler var mıdır?
  • Bunu yazarına sormak lazım.
  • Peki neden bazı harfler kırmızı?
  • Dikkat çekmek için… Sulh, sevgi, hoşgörü, arkadaşlık v.b. güzel kelimelere dikkat çekmek için…
  • Adınız neden uluslararası?
  • Uluslararası organizasyonlar yapıyor da ondan…
  • Sözlüğün basımını kim karşıladı?
  • Sponsorlarımız var. İnternet sayfamızda bunların isimleri mevcut.
  • Sözlüğün yazarıyla görüşebilir miyim?
  • Kabul ederse neden olmasın?
  • Esas merak ettiğim konu, bazı kelime ve kelime gruplarının, TDK sözlüğünden farklı anlamlarda kullanılmış olması…

Ben de merak ettim:

  • Ne gibi kelimeler?
  • Hadis… uyulması gereken… haya… Allah korkusu… berat gecesi… dini tanımları ön planda ve yorum katılmış…
  • Yazarına sormak lazım.

Teşekkür edip kapatıyor telefonu…

Yayın yönetmenime soruyorum. Yazarla görüşmemi ve bu tür kullanımlarla alakalı düşüncesini sormamı istiyor. Ben de arıyorum. Bir gazeteciyle görüşme teklifini reddediyor. Mukaddesata değer verdiğini ve bu tür kullanımları ansiklopedik kullanımlarıyla ve hassasiyetle seçtiğini, sözlüğün çok uzun ve meşakkatli bir çalışmanın ürünü olduğunu, daha geniş baskısının 1989 yılında Ötüken yayınları tarafından bastırıldığını… izah ediyor. Gazeteci bayanı arıyorum ve yazarımızın kendisiyle görüşmek istemediğini nazikçe iletiyorum. Ancak, yazarımızın halen bir üniversitede öğretim görevlisi olduğunu ve dil alanında ciddi çalışmaları olduğunu, yayınlarını bastırdığı yayınevleriyle birlikte anlatıyorum. Tekrar teşekkür edip ayrılıyor ancak daha sonra tekrar arıyor.

  • Bahadır Bey, kusura bakmayın, rahatsız ediyorum, siz bu sözlüğün piyasada bulunmadığını söylemiştiniz. Ama … yayınları tarafından bastırılmış ve okullara da dağıtılıyor.
  • Bu mevcut baskısıyla, mevcut logoyla satılmadığını söylemek istedim. Kendisinden satın aldığımız yayınevi tabi ki bastırmıştır ve dağıtmıştır… Bunun bizimle ne alakası olabilir ki…

Konuşmalardan, sözlüğün potansiyel suçlu görüldüğü ve bizim kasten bu sözlüğü seçip seçmediğimizin merak edildiği anlaşılıyordu ki yazı dizisinin merkezine de bu sözlük kondurulmak isteniyordu.

 

Yıllar yılları kovaladı. Çok değil, 5-6 yıl sonra, yıllarca gözyaşları içinde ve coşku ile izlenen Türkçe Olimpiyatları, ülkede terör örgütünün (!) bir faaliyeti gibi yansıtılmaya başlandı. Yediden yetmişine, kayıtlarıyla destekleri müsellem bir kitle tarafından hedef tahtasına kondu. Yüzbinlerce insan mağdur edildi, işkencelere maruz kaldı, hakları ellerinden alındı, sürgüne zorlandı ve işkence altında, hapislerde, ırmaklar aşılırken canlar gitti. Havadan nem kapmayı bırakın, yağmurlu havalarda dahi ıslanmayan yurdum insanı yaşanan en ufak bir pürüzden cemaat mensuplarını sorumlu tuttu. Dosyası henüz hazırlanmadan, ne ile suçlandığı bilinmeden insanlar mahkum edildi. Mallara el kondu, onur kırıcı davranışlara maruz kalındı.

 

Sözlük yazarının tabiriyle, bunlar öküzün altında buzağı arıyorlardı. Meğer silahlı bir terör örgütü (!) varmış da “sulh” kelimesinden “silah” üretip onunla milleti ve kardeşleri birbirine kırdırmayı planlamışlar. Ne diyelim! Allah’ın takdir buyurduğunda hayır vardır.

Bahadır Aslan

Yükleniyor...

YORUMLAR






    0 YORUM