USD
5,3343
EURO
6,0986
ALTIN
209,5152

SÜREÇ YAZILARI AYAK SESLERİ-2

Ayak seslerinin yankıları kulaklarda tın tın ediyordu.

SÜREÇ YAZILARI  AYAK SESLERİ-2
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Ayak seslerinin yankıları kulaklarda tın tın ediyordu. Herhalde 2012 sonlarıydı. Her tarafta, birilerinin yurt içinde ve yurt dışında, insanlar nezdinde Hizmet hareketini karalamaya yönelik diyalog(!) faaliyetlerinde bulundukları konuşuluyordu. Hizmet hareketindekiler de müspet hareket mucibince buna karşı “Bizi bir de bizden dinleyin.” diyerek yaşadıkları toplumun her kesiminden insanla imkanlar ölçüsünde görüşüp, anlatılanların aslı astarının olmadığını ifade etmişlerdi.

Bu çerçevede bazı ülkelerdeki yetkili ve gazeteciler de Türkiye’ye gelip hizmet müesseselerini gezmişler, meseleye daha geniş bir perspektiften bakabilmek için iki tarafı da dinlemeyi uygun bulmuşlardı. Ne gariptir ki daha kısa süre önce devletin referans mektuplarıyla açılan kurumlarla mektup sahibi makamlar iki taraf olarak algılanır olmuştu.

Ülkelerde hizmet gönüllülerine dair hüsn-i zannı kırmaya yönelik bu faaliyetler sinsice yürütülse de dört bir yanda ev sahipleri, “Biz sizin böyle olmadığınızı biliyoruz. Bunların siyasete malzeme edilen hamleler olduğunun farkındayız. Siz işinize devam edin, üzülmeyin.” Diyerek art niyetli ziyaretleri ifşâ ediyorlardı. Bizimkilerle siyaseten aynı gemide olanlar müstesna. Malum, dünya menfaat dünyası.

***

Bir yanda Ortaasya’daki devlet büyüklerine “Bu arkadaşlara ilişmeyin, ben bunlara kefîlim.” diyen merhum Özal, bir yanda Hürriyet’in 26 Mart 1998 tarihli haberine göre Hüseyin Kıvrıkoğlu’un lafı kıvırta kıvırta “Bu okullarda irtica propagandası yapılıyor.” sözünü “Bu teşhise katılmadığım kayıtlara geçilsin!” diyerek bastıran Merhum Ecevit, bir yanda da bugünkü zihniyetin “Rahmetimiz gazabımızı geçti!” diyen töre bilmezleri…

Namaz kılan sayısı neredeyse  Birinci Meclis’ten bile çok olan bir çatının altından nasıl böyle bir ruh hortladı bilinmez, ya ikinci meclisin oluşturulmasında olduğu gibi bir elemenin ardından uygun isimler bulundu ya da menfaat dünyası siyaset çorbasını bulandırdı.

İlim, irfan, haşyet ve vicdan buutlu olmayan bir namazın  insanı kaygan yollarda felakete sürüklenmekten korumadığı da bir kere daha tarihin tekerrür sayfalarına ziftten harflerle işlendi.

Her büyük oluşumun kaderi olan kuruluş, ilerleme, duraklama ve yıkılış bunlarda daha bir başka oldu. Ölmeden önce ölmeyi salık veren bir dinin mensupları yolda takılıp kaldı ve yıkılmadan önce yıkıldılar. Sebep? Sahip oldukları ya da sahip olduklarını iddia ettikleri değerlere sahip çıkmamaları.

Herkesin partisi olma iddiası ile yola çıkıp herkesin başına musallat olacak hale düşmek ne acı.

28 Şubat’ın canlı şahitliğini kanlı canlı üslubu ile ortaya koyan Nedim Hazar Bey’in “Maskeli Balon” adlı kitabı ne ise benim için Osman Şimşek Bey’in “İnkisâr” adlı kitabı da bu dönemi anlamak için o kadar önemlidir. İleride de bu eserler tekrar takrar okunsa yeridir. Ama onlar taraflı yazmış derseniz, böyle dönemlerde tarafsız olmaktan veya hatalı tarafta bulunmkatan Allah’a sığınmayıp ne yapalım? Taraflılıktan kasıt hakikatleri taraf hatırına eğe büke vermekse o başka. O tabi ki yol değil.

Ayak sesleri devam edecek…

Kerem UMAR

Yükleniyor...

YORUMLAR






    0 YORUM