USD
5,3343
EURO
6,0986
ALTIN
209,5152

SÜREÇ YAZILARI AYAK SESLERİ-4

Yanılmıyorsam 2009 senesiydi. O zamanın başbakanı olan Erdoğan, kameraların karşısında “Dersaneleri kapatacağız, kim küserse küssün!” demişti.

SÜREÇ YAZILARI  AYAK SESLERİ-4
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Yanılmıyorsam 2009 senesiydi. O zamanın başbakanı olan Erdoğan, kameraların karşısında “Dersaneleri kapatacağız, kim küserse küssün!” demişti. O zamanlar (ileride kapatılacak olan) dersanelerde çalışan  bir öğretmen olarak bu sözler oldukça ilgimi çekmişti. Tabi anlattığım dersin metot ve verileri nice müşkili çözse de mu sözdeki derin mânâyı çözmeye o gün için yetmemişti. “Hoppalaaa, bu da nereden çıktı!” dediysek de zaman gösterdi ki mesele öyle hoppalalık bir sürpriz değil, kökü derinlerde olan bir master planın tahakkuk sahasına çıkmasının alametlerindenmiş.

Belli aralıklarla benzer hatırlatmalar devam etti. Vatandaş parasızken elde avuçtakini bu ticarethanelere kaptırıyor, falan ineğini satıyor, filan bileziğini satıyor da çocuğunu okutuyor, dedi birisi. İçteki niyet her vesileyle kendini hissettirmeye başlamıştı. Ticarethane dediği kurumlar her şeyden önce eğitim müessesesiydi ve burada çok sayıda garibana indirim yapıldığını ya da tam burs verildiğini kendi de çok iyi biliyordu. Zira bu garibanlardan biri de bizzat zât-ı âlîleriydi. İndirim yapalım diye de kimse yalvarmamıştı, talep kendinden gelmişti. Kendi yavrusu Anafende, kuzusunun (Burhan Bey) kuzusu Çemberlitaş FEM’de, Sulugöz Bülent Bey’in evladı filan yerde ve daha kimlerin kimlerin çocukları bu ticarethanelerde(!) sınavlara hazırlanmamış gibi bu pervasız lafları edebiliyordu.

Osman Şimşek Bey’in “Mevcut eğitim sisteminde zaruri olduğunu, senelerdir büyük başarılar ortaya koyduğunu ve öğretmenlerinin fedâkârca çalıştığını çok iyi bildikleri halde, sırf cemaatin insan kaynağı olarak gördükleri için dershaneleri tamamen kapatma işgüzerlığına giriştiler.(İnkisar, 97)” şeklinde özetlediği olayın ayyuka çıkması ise daha sonra oldu. “İlle de kapatacağız.” çığlıkları hoyrat yeniçerilerin “İsterük!” nâralarını hatırlattı semamızda yankılanırken.

“Bu kurumlar vatandaş için para tuzağı!” diyenler aslında Hizmet camiasıyla ilintili (İLTİSAKLI) müesseselere göz dikmişler;lakin nifaklarını sektörü toptan lağvederek bohçalama niyetinde oldukları için umumi seferberlik ilan etmişlerdi.

Daha sonra idrarla abdest kabîlinden, sû-i niyetlerini hüsn-i niyetle(!) sarmalama adına “Dersaneleri kapatacağız; lakin yok etmeyeceğiz. Maddi kayıp yaşamayacaklar. Onları özel okullara çevirip eğitim-öğretime devam etmelerini sağlayacağız. Böylelikle milli eğitim okullarının sınıflarındaki gecekondulaşma(kalabalık) meselesi hallolacak gibi lakırdılara sıra geldi.

Neticede senelerce ülkedeki eğitim seviyesinin yükselmesine katkı sağlayan kurumları(sadece hizmetinkileri değil) kapattılar ve çok geçmeden yüzleşmek zorunda kalacakları bir başarısızlık koridoruna girdiler.

Sahi ne oldu? Ellerine ne geçti? Yıllarca bulundukları şehirlerde ekseriyetle derece çıkaran öğrencileri yetiştirmiş dersaneler rafa kalktı da başlar göğe mi erdi? Bu kurumlar bu kadar zararlıysa neden her sene başarılar elde eden öğrenciler; öğretmenleriyle birlikte vali, belediye başkanı, milli eğiitm müdürü, belediye başkanı gibi illerin en üst düzey yöneticilerince ağırlanıp taltif edildiler? Hepsi oyun muydu?

Niyetlerinin tüm dersaneleri kapatmak olmadığını ise günümüzde ses çıkarmadıkları dersanecilik faaliyetleri ayan beyan göstermektedir.

Bundan 4 sene önce Reis Bey’i ihtiyaten seven bir ulemâ evladı bize demişti ki: “Siz bu adamın neler yapabileceğini tahmin edemezsiniz!” Doğru demiş, beklerdik de bu kadarını beklemezdik. Şahsi ikbalini muhafaza adına neslin eğitimine ve bu eğitime hizmet veren kurumlara kast eden, daha nelere kast etmezdi ki? İşte bu da ayak seslerinin, yankısı kulağa en çok gelenlerindedi.

Kerem UMAR

Yükleniyor...

YORUMLAR






    0 YORUM