USD
5,3666
EURO
6,0778
ALTIN
214,3605

SÜREÇ YAZILARI AYAK SESLERİ-5

Çamurdaki izlerin beraberinde duyulan ayak seslerinin bir türlüsü de taciz teftişleriydi…

SÜREÇ YAZILARI  AYAK SESLERİ-5
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Çamurdaki izlerin beraberinde duyulan ayak seslerinin bir türlüsü de taciz teftişleriydi. Bir de bu teftişlerin icracısı olan “taciz müfettişleri” vardı.

Denetlemeye geliyorlardı güya. Onlar bir yandan denetim yaparken diğer yandan müessese sahiplerinin kulaklarına çalınan nasihatler vardı: “Kapat git abi, bitirecekler, bitirecekler!”

Teftişin anlamı boşlukları tespit , art niyetli uygulamaları tahdit, gerekli uyarıları içeren raporları tahrir,  sonrasında bu uyarılara riayet edilip edilmediğini takip ve nihayet hatası ve eksiklerini telafi etmeyenleri kanunlar çerçevesinde cezalandırmaktır. Teftişin ve müfettişin namuslusundan bu beklenir değil mi?

Lakin kendilerini devletin emanetçisi değil de sahibi mesabesinde kabul eden ve kokuşmuş bir cüssenin mesanesinde hayat süren bir zihniyet; maaş ve ikbal korkusuyla tazı gibi kullandığı müfettişleri gerek hizmet müesseselerinin ve gerekse onlara destek olan iş yeri sahiplerinin üzerine saldı. Teftişi boşverin, sıkıştırın hatta bitirin, dedi. Yirmi Sekiz Şubat müfettişlerine rahmet okutturacak bir gayız ve kasıtla geldiler.

Bu teftişlerden bunalan bir iş yeri sahibinin danıştığı avukat kulağı delik olduğundan işin perde arkasına vâkıftı: “Ne teftişi abi! Bitirecekler sizi!” diyordu. Ardı ardına kesilen astronomik cezalar zaten yıldırıcıydı; lakin doymuyorlardı. Bu sene için yeterince ceza yazdılarsa eski dosyaları açtırıyorlardı.

Tabi namusluyu, efendiyi teftiş etmek kolay. Gel dersin, gelir. Eline kaldırım taşı almaz. Memuru ailesiyle tehdit etmez. Lakin şu memurluk da ne zor şeymiş…

Bunları söylerken başka alemlere ait teftişler ve müfettişler geldi aklıma. Bu fakir kardeşinizin bir dostu …görevi sırasında …  yazıcısıydı. Malum, gelen giden ona uğruyor. Teftiş desen ona gelip tosluyor. Arkadaş işi öğrenmiş öğrenmesine; lakin geçmişten kalan bir sürü eksik, tamamlanmamış bir sürü dosya var. Gel zaman git zaman taa başkentten müfettiş gelecek demesinler mi? Teftiş, rutin. Onda sorun yok. Sorun teftiş edileceklerde. Arkadaş, başındaki bol yıldızlıya “Ne yapacağız? Birsürü eksik var!” diyor.

Karşı tarafta fütur yok: “Rahat ol, gündüz içireceğiz, gece yatıracağız!” diyor. Sehl-i mümtenî bir cevap değil mi? Bir söz dedi ki cânân kerâmet var içinde / Dün geceye dâir işaret var içinde… Neticede kurmay müfettiş şehre ayak basıyor basmasına; lakin bunların iş yerine ayak basmıyor. O otelde safa yapıyor, imzalanacak evraklar bir bir huzuruna çıkarılıyor. Huzuruna çıkarılan diğer dokümanlar ise saded haricinde… Nasıl kokuşmuş bir sistem kurulmuş ki alt rütbeli, üst rütbeliyi bu şekilde ağırlayabiliyor. Sözlerim acıttıysa arkadaşımın iftirasıdır deyip geçeyim.

Geçen gün sosyal medyada biri dert yanıyordu. Yaşadığı kanunsuz muameleleri şikayet ettiği devlet büyüğü(!), “Türkiye Cumhuriyeti’nin her kurumunda bütün işleyiş kanunlar çerçecesinde icra olunur.” buyurmuş. Sanki biz bunca yıl Patagonya’da yaşadık.

Diyeceğim o ki teftiş de müfettiş de nizam da hukuk da işleyiş de kabına göre şekillenen ve sahibini sıkıştığında kurtaran sihirli oyuncaklar. “Ankara’da dayın yok, ndene geldin dünyaya!” ifadeleri bir ozanın doğaçlama yumurtladığı herzelerden değil elbette. Adam diyorsa bir sebebi var.

İşte ayak seslerinin en şerlilerinden biri olan teftişler de sistemin kokuşmuşluğunun en keskin delillerinden biri olarak tarihe geçiyor ve bugünlerden alametler sunuyordu. Hizmet hareketini ve sonrasında da tüm emsallerini bitirmeye matuf hamleler yapacak olan zamane halifesi için de bu, yaban atılır bir tecrübe ve imkan değildi. Mutlaka değerlendirilmeliydi. Ve değerlendirildi.

Bitirecekler, bitirecekler. Ne kadar da benziyordu Uğur Işılak’ın sözlerine. Arkadaşını hizmet bataklığından(?) kurtarmak için “Bunları … Yol yakınken kurtar kendini!” diyordu. Bitirecekler… Ne büyük iddia idi, “Allah’ın bitirmediğini kulun bitireceğini iddia ediyorlardı yeni bitmelerle yerden bitmeler…

Siz değerli okuyucuları Allah’a emanet ederken teftişlerin ve teftişçilerin arkasındaki gizli komiteleri; nifak dolu saldırılarını teftiş bohçasıyla sarmalayan kırk haramileri meleklerin teftişine havale ediyorum.

Kerem UMAR

YORUMLAR






    0 YORUM