USD
5,3666
EURO
6,0778
ALTIN
214,3605

Victor Jara ve sonsuza dek yankılanacak şarkısı

Bugün sizlerle, maalesef yeni tanıma fırsatı bulduğum ve içimde derin bir hüzün bırakan, farklı çağrışım ve izdüşümler uyandıran bir sanatçının

Victor Jara ve sonsuza dek yankılanacak şarkısı
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bugün sizlerle, maalesef yeni tanıma fırsatı bulduğum ve içimde derin bir hüzün bırakan, farklı çağrışım ve izdüşümler uyandıran bir sanatçının ilginç ve ibret dolu hayat öyküsünü paylaşmak istiyorum.

Kahramanımız gerçekten tanınması gerektiğini düşündüğüm Şili’den Victor Jara.. Hayat hikâyesini öğrendiğinizde “Zalim, zulüm ve mazlum dünyanın her yerinde aynı, farklı ad ve unvanlarla görünse de” diyeceğiniz bir hayat yaşadıktan sonra inandığı ideali için mücadele ederken zalimlerin eliyle hayatına noktalı virgül koymuş! “Noktalı virgül koymuş” diyorum; zira toprağın bağrına dökülen kanları, al harflerle ismini tarihin hafızasına kazımış ve adeta onu ebedileştirmiştir.

 

Şimdi gelin hep beraber Victor Jara’ın hayatının detaylarına bir makalenin müsaade ettiği ölçüde göz atalım:

Víctor Lidio Jara Martínez, Şili’li, şarkıcı ve müzisyendir. Çiftçi bir aileye mensup olan Jara, Santiago’nun Lonquén köyünde dünyaya gelir. Babası sıradan bir kâhya, annesi ise ailenin geçimine yardımcı olmak için birçok işte çalışmış zavallı bir kadındır. Ne yazık ki babası, ayyaş ve sorumsuz bir insan olduğu için aileyi terk eder, annesi Amanda da ailenin bakımıyla tek başına ilgilenmek zorunda kalır. Anne, oğluna şarkı söylemeyi, gitar çalmayı ve Şili folk müziğini sevdiren başkahramandır. Annesiyle beraber geçirdiği zamanın, müzik hayatına adım atmasında çok önemli katkıları olur.

 

Jara, birçok işi denemesine rağmen yüreğindeki müzik sevdası, hiçbir işte uzun bir müddet kalmasına müsaade etmez ve istem dışı olarak tekrar sanata ve müziğe geri döner, hatta eskisinden daha da sıkı bir şekilde bağlanır.

 

İşsiz kalan Jara, Lonquén’e geri döner ve yakın arkadaşları ile kendini folklor tahsiline adar. Takip eden yıllarda çok sayıda tiyatro oyununda rol alır. Daha sonra Santiago’da hem küçük bir kafe sahibi hem de geleneksel Şili folk müziği hayranı bir sanatçı olan Parra ile yolları kesişir. Jara, bu kafede ona yardımcı olurken aynı zamanda müşterilerine şarkılar söyler. Ancak seçip seslendirdiği şarkı içerikleri, sıradan sözlerin çok ötesinde vatan ve millet sevdası ile tutuşan dertli bir insanın gönül mızrabından dökülen çok etkileyici bestelerden oluşmaktaydı.

 

Jara, kafasındaki soru işaretlerine, dertlerine ve sıkıntılarına bir çözüm yolu olarak görmektedir şarkılarını. Ama genellikle her yerde olduğu gibi koltuk bağımlısı ve iktidar tutkusu ile yanıp tutuşan zavallı mahlûkların hiç hoşuna gitmiyor Jara’nın bestelediği bu şarkı sözleri.

 

Tarihler 11 Eylül 1973’ü gösterdiğinde -maalesef- Şili ve halkı için karanlık bir dönem başlar.

Pinochet ve adamları bir darbe yaparak yönetime el koyar ve -her darbecinin yaptığı gibi- binlerce masum insanı hapse atar. Haapishane ve cezaevleri yetmediği için Şili Ulusal Stadyumuna doldurulur binlerce vatandaş. Tutuklananlar arasında doktor, mühendis, öğretmen ve memurların yanı sıra masum yavrular, yaşlılar ve ev kadınları da bulunmakta. Hatta masum insanları savunmak isteyen avukatlar da yer almakta. Bununla da yetinmeyen darbeciler, istedikleri kararları vermeyen savcı ve hâkimleri de içeri atarlar. Yani anlayacağınız stadyumlar birer toplama kampına dönüşür adeta.

Darbe günü üniversiteye ders vermeye giden Victor Jara da bu tutuklamalardan nasibini alır. O da binlerce masum tutuklu vatandaş gibi stadyumda tutulur. Etrafına baktığında umutları tükenmiş, akıbetlerinin ne olacağını bilmeyen ve endişe içinde bekleyen insanlar görür. Victor Jara yanındaki gitarını alıp parmaklarıyla tellerine dokunarak bir şarkı söylemeye başlar…

“KAZANACAĞIZ!”

Jara’dan cesaret alan tutuklular da hafiften eşlik etmeye başlar şarkıya. Kısa bir zaman sonra aynı kaderi paylaşan stadyumdaki bütün insanlar, aynı nakaratı tekrarlayarak birlikte söylemeye başlarlar şarkıyı.

Bundan rahatsız olan darbeciler tehditler savurmaya başlar:

“Susun! Susmazsanız şayet öldürürüz sizi”

Diyerek. Korku duvarını aşan insanlar susmayınca tehditler artmaya başlar ve son çare olarak Jara’nın elindeki gitarı elleriyle birlikte kırarlar zalim darbeciler. Tâ ki insanlar korksun, sinsin ve ibret olsun herkese…

İnsanlar Jara’ya daha fazla işkence yapılmasın diye şarkı söylemeyi bırakırlar. Ama Jara her şeye rağmen susmayıp ıslık çalarak şarkısına devam eder:

“KAZANACAĞIZ”

Ardından Jara bir emirle stadyumdan alınıp soyunma odalarının olduğu yere götürülür. İşte o an stadyum sessizliğe gömülür. Hiç kimseden çıt çıkmaz. Ortalığı bir ölüm sessizliği kaplar adeta. Bu derin sessizliği bozan bir ses gelir Jara’yı götürdükleri yerden.

Evet, aklınızdaki o ses… Maalesef… Art arda patlayan silah sesleri… Darbeciler, Victor Jarayı katlederler. Zalim darbeciler bununla da yetinmeyip Jara’nın kesilmiş ellerini stadyumun direklerine asarlar ibret olsun diye.

 

O anlara şahit olan bir gazeteci titrek sesle olayı şöyle aktarır; “Víctor Jara dudaklarında şarkıyla öldü. Onu yanından hiç ayırmadığı dert yoldaşı gitarıyla stadyuma getirdiler ve şarkı söylemeye başladı. Ardından tüm tehditlere rağmen stadyumdaki bütün insanlar da ona eşlik etti. Bunun üzerine Jara’nın gitarıyla birlikte ellerini kırdılar. Ardından bir dipçikle kafasını parçaladılar. Ve diğer tutuklulara ibret olsun diye ellerini kesip tribünlere astılar. Ve daha sonra cansız bedenini stadyuma yakın bir yere çöplük gibi attılar.”

 

Bu tablolar size de çok tanıdık gelmedi mi?!

 

Zulmün kara bayrağını taşıyanlar için Jara’nın katli bir zafer olarak gözükebilir ama zalimler hiç bir zaman kazanamadılar ve kazanamayacaktılar..

 

“Neden?” derseniz şayet Şili Ulusal Stadyumu’nda 44 kurşunla canice katledilen Jara, adını tarihe al harflerle yazdırmakla kalmayıp, sonradan o stadyumun ismini alır ve her yıl sevdikleri tarafından şarkılar eşliğinde anılır. Üstelik ölümünün üzerinden 35 yıl geçmesine rağmen katilleri yakalanıp cezalandırılır.

 

Zalim, zulüm ve mazlum dünyanın her yerinde aynı, farklı ad ve unvanlarla görünse de..

 

Ve unutmayın bütün zalimleri aynı akibet beklemekte!

 

Erkam Yerenler

YORUMLAR






    0 YORUM