USD
5,3532
EURO
6,1009
ALTIN
222,3283

BİŞR b. HARİS EL-HAFİ -II

Cömert insanı çok sever, cimriden nefret ederdi. Hatta cimri insanın yüzüne bakmanın insanın kalbini karartacağını söylerdi…

BİŞR b. HARİS EL-HAFİ -II
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Nefsini tezkiye etmez ve onu herkesten düşük görürdü. Yolda yürürken bir sarhoş gelip, Ey benim efendim Ebu Nasr, diyerek Bişr’in boynuna sarılıyor, yüzünü gözünü öpüyor ve O’ndan ilgi istiyor. Bişr ise onu kendisinden uzaklaştırmıyor ve gözleri çeşme gibi dolu dolu şu sözleri söylüyor: Bu adam kendisinde hayır umduğu birisine karşı bu şekilde muhabbet besliyor. Belki de olacak onu bilemiyorum”.

Nefsin her isteğini yerine getiren ve onu tezkiye eden insanın büyük tehlikede olduğunu Bediüzzaman Said Nursi şu sözleriyle dile getirir ve bu işin tehlikesine işaret eder: İnsan cibilliyeti ve fıtratı itibariyle nefsini sever. Belki evvela ve bizzat yalnız zatını sever, başka her şeyi nefsine feda eder. Mabud’a layık bir tarzda nefsini medh eder. Mabud’a layık bir tenzih ile nefsini ayıplardan tenzih ve tebriye eder. Elden geldiği kadar kusurları kendine layık görmez ve kabul etmez. Nefsine perestiş eder tarzında şiddetle müdafaa eder… Nefis, kendini serbest ve müstakil ve bizzat mevcut bilir. Ondan bir nevi rububiyet dava eder. Mabuduna karşı adavet karane bir isyanı taşır...”. (Mektubat, s.432)

Bişr b. Haris, yaptığı her işi Allah rızası için, yalnız O’nun hoşnutluğu için yapar ve insanlara karşı bilinmeyi ve görünmeyi asla arzu etmezdi. Ahmet b. Salt şöyle dediğini nakleder: Müminin ganimeti,insanların ondan gafletidir, onun da yerini insanlardan gizlemesidir. İnsanların aziz olmasını halktan istiğnada, insanın şerefinin de gece ibadetine devam etmekte olduğunu söylerdi.  Bundan dolayı dünyanın hiçbir şeyine ehemmiyet vermez ve dünyalık için emir kapısında olan insanları takbih ederdi.  

Hamza b. Dihkan diyor ki, bir gün Bişr b. Haris’e, Sizinle bir gün beraber olmayı çok arzu ediyorum, dedim. İstersen bir gün beraber ol!dedi ve mescidden içeri girdi. Orada dört rekat namaz kıldı ki, ben öyle güzel namaz asla kılamam ve secdede şunları söylediğini işittim: Allah’ım! Sen azametinle bilirsin ki, zillet benim için şereften daha sevimlidir, iyidir, yine Sen bilirsin ki, Allah’ım fakirlik benim için zenginlikten daha iyidir. Allah’ım! Sen bilirsin ki, Senin muhabbetine hiçbir şeyi katiyen tercih etmem. Ben bu samimi ve içten tazarru ve niyazı işitince kalbim hopladı ve hıçkırıklarımı  tutamadım ağlamaya başladım. Benim orada olduğumu fark edince de şunları söyledi. Allah’ım! Sen biliyorsun ki, eğer şu adamın burada olduğunu bilseydim bunları konuşmazdım. Riyadan o kadar korkar ve kaçardı ki,insanlar öldükten sonra bile riyakar olabilir, derdi. Kendisine bunun nasıl olacağını soranlara  şöyle cevap verirdi. Cenazesinde insanların çok olmasını arzu eden insanlar, öldükten sonra müraidir.

Akıl ve hikmet sahibi olan Bişr, asla dedikodu yapmaz ve katiyen kimseyi çekiştirmezdi. İbrahim Harbi diyor ki, Bağdat şehri Bişr’den daha akıllısını ve lisanını daha iyi muhafaza edenini çıkarmamıştır. Sanki başındaki kıllar adedince akıl vardır O’n da. İnsanlar kendisini elli sene takip etmişlerdir de bir Müslüman için bir tek gıybet yaptığı duyulup görülmemiştir. Ben ondan faziletlisini görmedim.  İyi arkadaş edinmeyi de tavsiye eden Bişri Hafi, kötü insanlarla düşüp kalkmayı menederdi. Hatta O, Şerli insanlarla sohbet etme, hayırlı insanlar hakkında su-i zannı doğurur diyerek bu hususta dikkatli olunmasını tavsiye ederdi. Bişri Hafi aynı zamanda büyük bir muhasebe ve tefekkür insanıydı. Allah’a karşı günah işlememenin ve saygısızlık yapmamanın ancak tefekkürle mümkün olacağını belirtirdi.  İman nimetinin büyük bir nimet olduğunu, bunun için ciddi şükür gerektirdiğini beyan etmektedir.

Kız kardeşi Zübde kendisinden şu hususu rivayet etmiştir: Kardeşim Bişr b. Hafi bir gece bana gelmek üzere kapının önüne geldi ve adımının birisini içeri attı, diğeri dışarıda olduğu halde tefekkür etmeye başladı. Ben içeri girmesini bekleyip durdum. Ta sabaha kadar olduğu yerde kaldı ve sabah olunca da ben kendisine: Bütün bir gece neyi tefekkür ettin ki, ta sabah oldu? dedim. Bana şu cevabı verdi: İsmi Bişr olan hıristiyanları, yahudileri ve mecusileri düşünüyordum. Halbuki benim de ismim Bişr’dir. Allah beni İslam nimetiyle nimetlendirmiş, bunu tefekkür ediyordum,  demiş.

Allah yolunda gizlice verilen sadakayı çok makbul sayar hatta bir kısım riya karışması ihtimali olan ibadetlerden üstün tutardı. Hasan b. Amr, kendisinden şunları işittiğini rivayet eder: Allah yolunda sarf edilmek üzere verilen sadaka Hac’dan, Umre’den ve cihaddan insan için hayırlıdır” dedikten sonra sebep olarak da şunları ilave eder: Hac’da, Umre’de ve Cihad’da kişi hazırlığını yapar, bineceği bineğe biner, gideceği yere gider ve tekrar dönüp gelir ve halk bu insanın ne iş yaptığını, ne amel yaptığını bilir, böylece yaptığı bu ibadetlere riya karışabilir. Yalnız Allah yolunda verilen sadaka böyle değildir. O’nu Allah’tan başka bilen olmayacak

Cömert insanı çok sever, cimriden nefret ederdi. Hatta cimri insanın yüzüne bakmanın insanın kalbini karartacağını söylerdi.  Cömertliğe verdiği değer şu sözünden iyi anlaşılmaktadır: Cömert olan yol kesici, Allah nezdinde cimri olan sufiden daha sevimlidir.  Müminin kanaat sahibi olması gerektiği üzerinde de duran Bişr, kanaat için şunları söylerdi. Kanaat öyle bir mülktür ki, o ancak mümin insanın kalbinde bulunur. (R.Kuşeyri s. 127).

Abdurrahman b. Ebi Hatim anlatıyor: Bişr b. Haris şöyle söylemiş:

Resulullah (as)’i rüyamda gördüm bana şöyle dedi: Ey Bişr bilir misin Allah Taala sizi akranınız arasından neden bu mertebeye yükseltti? Ben, Bilmiyorum ya Resulullah  dedim. Peygamberimiz şöyle buyurdular: Sünnetime tabi olman, salih insanlara hizmet etmen, Müslüman kardeşlerine nasihat etmen,ashabımı ve ehli beytimi sevmenden ötürü Allah Taala seni bu yüce mertebelere erdirdi. Ümmetin kalbinde Bişr’in büyük bir yeri vardır. Allah Taala bütün insanlara onu sevdirmiştir.

Bilal el -Havvas anlatıyor: Ben İsrail çölünde bulunuyordum. Birisi benimle beraber yürüyordu. Haline taaccüp ettim, sonra bana ilham edildi ki, bu zat Hızır’dır.O’na şöyle dedim:

Hak hakkı için sen kimsin?

– Ben kardeşin Hızır’ım dedi. Ben kendisine, Sizden birşey sormak İstiyorum, dedim.

– Sor dedi ve Ben:

–  imam Şafii hakkında ne dersiniz?

Hızır:

– O, evtad’dandır. Ben:

– Ahmed b. Hanbel hakkında ne dersiniz? Hızır:

– O, sıddıklardan biridir. Ben:

– Bişr b. Haris el-Hafi hakkında ne dersiniz? Hızır:

– O’ndan sonra onun gibi yaratılmamıştır, dedi .

Süfyan b. Muhammed el-Masisi diyor ki, vefatından sonra Bişrb. Haris’i rüyamda gördüm ve kendisine, Rabbin sana ne ile muamele etti? dedim. Bana, Rabbim beni affetti ve cennetin yarısını benim için helal kıldı ve bana dedi ki, Ya Bişr sen ateş üzerine secde etseydin,insanların kalbine seni koyduğumun hakkını eda etmiş olamazdın. (R.Kuşeyri)

Bişr b. Haris, hicri 227’de 75 yaşında iken Bağdat’ta vefat etmiştir.Yahyab. Abdulhumeyd diyor ki, ben Bişr’in cenazesinde Ebu Nasr et-Tımar ile Ali b. Medini’yi gördüm diyorlardı ki, Vallahi bu ahiretten önce dünya şerefidir. (R.Kuşeyri s.85)

Bişr’in cenazesi sabah namazından sonra defnedilmek üzere yola çıkarıldı.Kalabalıktan yatsıya ancak kabrine konulabildi. Allah’ın rahmeti O’nun ve emsalinin üzerine olsun. Şefaatlerini bize nasip eylesin.

Dr. Dursun Ali Erdem

İstifade ettiğimiz kaynaklar:

(Risalei Kuşeyreriye, İmam Kuşeyri), (Hilyetül Evliya, Ragıb el-İsfehani), (Tabakatı Sufiye, Ebu Abdurrahman es-Sülemi), (Siyerü Alamin Nubela, Hafız Zehebi), (Sıfatus Saffe, Ebul Ferec b. Cevzi), (Mektubat, Bediüzzaman Said Nursi), (Tarihü Bağdad, Hatip Bağdadi), (Tezkiyetül Evliya, Feridüddin Attar)

YORUMLAR






    0 YORUM