USD
EURO
ALTIN

FİLHAKİKA TAHAVVÜLLER EZCÜMLE MUVAZENE

Ne oldu dostlar başlığı görünce projektör görmüş…

FİLHAKİKA TAHAVVÜLLER EZCÜMLE MUVAZENE
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Ne oldu dostlar başlığı görünce projektör görmüş tavşan gibi kaldınız mı?

Bu kelimeler bir arada elbet anlamsız, onları bir cümle içinde kullanalım: “Filhakika içtimai hayatımızdaki tahavvüller aileyi ve ezcümle bazı gençlerimizin muvazenesini ziyadesiyle sarsmıştır.”

Hâlâ mı bakıyorsunuz?

Boş verin cümlede ne demek istenildiğine. Yazar, burada 21. yüzyılda çıkartılan bir Osmanlıca gazeteyi anlatmak için yaptı bu kadar laf kalabalığını.

Efendim, Bursa’da genç bir girişimci, Osmanlıca gazete çıkartmaya başlamış.

Gerçi Hadisat denilen gazetenin web sitesinde matbaa faaliyetlerinden ve İngilizce otomatik haberlerden başka bir şey yok. Sadece yeni doğan eski zaman gazetesinin logosu var.

Elbette fikir hürriyetinin olduğu bir ortamda kimse niye bu gazete çıkıyor demiyor. Ama benim gibi hin fikirli, içi bozuk tipler hemen meselenin ardında bir çapanoğlu arıyor.

Diyebilirsiniz ki 1940’larda Osmanlıca öğrendiği için hapse atılan insanlar vardı.

Yavuz Bahadıroğlu (Niyazi Birinci), kendisini ciddiye aldığım yıllarda bana bizzat anlatmıştı, 14 yaşında Osmanlıca öğrendiği için tutuklandığını.

Gerçi sonrasını anlatmadı, ne oldu bilmiyorum bir kelepçe edebiyatı yapar dururdu. Şimdi, bir haftalık bebekler tanışıyor demir parmaklıkla, beton zeminlerle diyeceksiniz.

Haklısınız.

Bunların beslendiği tek alan mağduriyet pazarıdır, baksanıza başlarındaki de 4 ay krallar gibi kendine tahsis edilen üç özel odada kaldı da çıkınca Nelson Mandela muamelesi yapılıp sonradan başımıza musallat edilmedi mi…

Neyse yahu. Konuyu nereden nereye getirdik.

Hadisat gazetesi niye çıktı, kim okuyacak, Harf Devrimi’ne aykırı değil mi, akpli canlıların kaç tanesi Osmanlıca bilir, geyiklerini geçelim lütfen.

Benim dikkatimi çeken başka bir şey.

Türkiye’de “2017 yılı itibarıyla 1 milli, bin 146 halk, 564 üniversite ve 26 bin 415 örgün ve yaygın eğitim kurumu olmak üzere toplam 28 bin 126 kütüphane” var diyor, devlet.

Gerçi 8 tanesi dışında bir işe yarayanı var mıdır bilmiyorum.

En güzeli de devletin “26 bin 415 örgün ve yaygın eğitim kurumu” diyerek okul kitaplıklarını bize kütüphane diye yutturmasıdır. Sayı böyle kabarık olunca bir şey yapmış gibi hisseder devletlûler.

Şimdi Bursa’daki bu girişimci arkadaş, haftalık Osmanlıca çakma gazetesini bu çakma kütüphanelerin yarısını abone yapsa… Sonra parti teşkilatları falan… E devlet daireleri de var.

Bakın aha buraya yazıyorum yakında ortalık Osmanlıca gazeteden geçilmez. Tercüman- Ahval’de yeniden çıkmaya başlar. Takvim-i Vakayi de.

Hatta benim halkım, her gördüğü Arap harfli yazıyı kutsal metin sayıp onlara Kur’an-ı Kerim muamelesi yapmazsa ben de bir şey bilmiyorum.

AKP bu ülkede hiç okumadan devletin en tepesine musallat olunabileceğinin canlı örnekleriyle doludur.

Osmanlıca gazetemizin örnek sayılarını baktım da “Yeniden diriliş ve şahlanış döneminin arafesindeyiz” manşetleri atmışlar RTE ağzından.

Aslanlarım benim.

Tam 104 sene önce de Enver Paşa Sarıkamış’a böyle yürüyordu, Orta Asya’daki kardeşlerimize ulaşıp birlikte Rusya’nın işini bitirecektik.

Hey yavrum hey…

Hamaset olduğu müddetçe bizim burnumuz bu pisliklerden kurtulmaz dostlar.

Osmanlıca gazeteymiş. Çıksın.

Okumak bizi bozar, gerçekler masallar kadar güzel değil, hem de gözlerimize yazık.

Değil mi ama…

Salih Gülen

YORUMLAR






    0 YORUM