USD
EURO
ALTIN

KANGAL VE KURT KÖPEĞİNİN HİKAYESİ

Anadolu’nun yüksek yaylalarından birinde…

KANGAL VE KURT KÖPEĞİNİN HİKAYESİ
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Anadolu’nun yüksek yaylalarından birinde, şirin bir dağ köyünde yaşanır hikayemiz. Burada buz gibi sulardan içen, yemyeşil çayırlarda hayvanlarını otlatan, huzurlu bir halk yaşamaktadır…

Bu köy halkının hayvanlarını otlatan çobanın vefalı bir kangalı vardır, koçları, koyunları, kuzuları akşama kadar çeker-çevirir ve hava kararmadan ağıllarına sürer, çobana çok da iş bırakmaz…

Derken çoban Kangalla beraber sürüyü yönetsin diye bir kurt köpeği alır…. Bir süre kangalla kurt köpeği sürüyü birlikte yönlendirir, kurttan, kuştan, yabandan birlikte korurlar. Her şey çok güzel gitmektedir, huzur ve güven içerisinde. Bir gün kurt köpeği kendisine dağlardan bir dişi kurdu arkadaş olarak getirir. Dişi kurt, kurt köpeğinin yardımıyla kısa zamanda evcilleşir, sürüye o da göz kulak olmaya başlar. Köy ahalisi ve çoban, kurt köpeğini ve dişi kurdu çok severler. Sürüyü korumaları, kurtların saldırılarını püskürtmeleri adeta destanlaşır…

Ancak bazen iki kahraman, dağ bayır dolaşmak için sürüden uzaklaşır ve maalesef genellikle böyle zamanlarda, kurtlar sürüye saldırır. Ahali ve çoban; “Kangal artık kurtları korkutup kaçıramıyor, yalnız kalınca vahşi hayvanlar saldırıyor.” diye yorumlar yaparlar. Halbuki tek başına kalsa da saldıran kurtlarla mücadele eder, koyunları, kuzuları korumaya çalışır…

Bir süre sonra çoban ahaliyle de konuşarak kangalı kovar, o da alır başını gider başka diyarlara, artık çobanın yanında kurt köpeği ve dişi kurt kalmıştır. Her şey bir süre güzel gider fakat derken bir gece kurtlar saldırır sürüye, zavallı hayvancıkların bir kısmını yer ve parçalarlar. Şaşkın çoban ne olduğunu anlamaz bile, kalan koyunlarla beraber köye dönmeye çalışır; ancak ne görsün kurtlarla birlikte kurt köpeği ve dişi kurt da tekrar yaklaşıyordur kalan koyunlara…

Çoban, iki sözde kahramanın hainliklerini anlamıştır, zavallı kangalı sürüden ayırmış sürü sahipsiz kalınca da ilk fırsatta kurtlarla beraber sürüye saldırmışlardır…. Çoban, canını zor kurtarır, koşup köy ahalisine olanı biteni anlatır… Ahali, kangala yaptıkları haksızlıktan dolayı çok üzülür, kangalı dağ bayır arayıp bulmaya çalışırlar. Diğer yandan da iki sözde kahramanın kendilerine oynadığı oyunu sonra da kurtlarla beraber vahşi hayatı tercih etmelerini düşündükçe kahrolurlar. Koyunlarının neredeyse yarısını kurtlara kaptırmış olmaları da onları ayrıca perişan etmiştir…

Derler ki aylar sonra kangala bir başka köyde rastlar bir köylü… Bir dişi kangal ve yavrularıyla yaşıyor, yeni köylerindeki sürüye güven içinde sahip çıkıyorlardır…


Yaşanmış bir hikayeyi paylaştım sizinle sevgili dostlar. Son 10 yılda Anadolu insanının başına gelenlerle ne kadar benzerlikleri var değil mi ? Vefalı hizmet hareketi insanları yaklaşık 50 yıl ülkelerine, insanlara, gençlere ve çocuklara sahip çıktı. Fakat malum siyasi iktidar, her türlü yolsuzluk, hırsızlık, adam kayırma, menfaatlerini öne çıkarma, ülkeyi bencilce ve sorumsuzca yönetme gibi haince bir şer şebekesine dönüştü… Kirli emellerini serbestçe ve sorumsuzca uygulayabilmek için de karşılarındaki en büyük engel, tahmin edersiniz ki hizmet hareketi gönüllüleriydi. …Ve kurt köpeğinin bir şekilde dişi kurtla buluşması gibi “Ergenekon” zihniyetiyle gayri meşru çirkin bir ilişki kurdular maalesef… Artık karşılarında müşterek bir düşmanları vardı: Vatansever, dürüst, topluma ve gençlere sahip çıkan fedakar bir camia… Toplumdaki maddi ve manevi iyileşme, her iki sözde kahramanı çok rahatsız ediyordu. Büyük, korkunç ve şeytani bir oyunu tezgahlamaya başladılar… Hemen bir sahte darbe girişimini tiyatro sahnesine koydular ve maalesef bazı saf askerleri de kandırıp bu oyunun içine soktular…

Artık hain plan hazırdı ve tabiki bu uydurma darbeyi camianın üzerine atacaklardı… Saf Anadolu halkı bu tiyatroya hemen inandı ve hizmet hareketi mensuplarını hain ilan etti. Köylüleri ve çobanı aldatan “kurt köpeği ve dişi kurt” misüllü zihniyet, toplumun kanını emmeye, maddi manevi milleti sömürerek yok etmeye hemen başladı. …Ve bir süre sonra iyice semirince , menfaat ortaklıkları sona erecek, birbirlerini yok etme fırsatı kollayacaklar…

Bu tuzağa düşmüş olan halk ise maalesef “şirin köyün saf insanları” gibi henüz oynanan oyunu dahi çözemeden, madden ve manen bitirilip tüketilme kapanına sıkıştırılmış zavallılar durumundalar…


Halk ne zaman uyanır, hain “kurt köpeği ve dişi kurdu” fark eder bilemeyiz… Ama şundan eminiz ki; “derin komadan” bir gün uyanacak olan millet, baş ucunda yine kendilerini bekleyen vefalı hizmet hareketi gönüllülerini bulacaktır…

Ümit Uludağ

YORUMLAR






    0 YORUM