USD
5,3603
EURO
6,0723
ALTIN
214,5242

Onurlu Hayatıyla Tarihe Adını Altın Harflerle Yazdıran Dolores İbárruri

Değerli okuyucular, bugünkü yazımızda sizlerle daha çok, İspanyol halkının özgürlük adına verdiği mücadeleyi…

Onurlu Hayatıyla Tarihe Adını Altın Harflerle Yazdıran Dolores İbárruri
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Değerli okuyucular, bugünkü yazımızda sizlerle daha çok, İspanyol halkının özgürlük adına verdiği mücadeleyi anlatmayı, rejimin karşı-devrimci propagandasının yalanlarını çürütmeyi ve ülkede verilen bağımsızlık savaşlarının gerçeklerini gözler önüne sermeyi düşünüyorum.

Halkın hürriyetini savunma mücadelesiyle oluşturulan örgütlenmelerde, baş kahramanların, genelde erkekler olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Sizlere bu yazımda; büyük halk kahramanlarının arasına girmeyi başaran bayan Dolores Ibárruri’yi ve cumhuriyet ve özgürlük adına yaptığı, o tarihi mücadeleyi paylaşmak istiyorum.

Bu mücadele aynı zamanda siz değerli okuyucularımızın anlamlı davasını da bana hatırlatmış oluyor.

Bizim nazarımızda; İspanya, her ne kadar coğrafik açıdan gözden ırak olsa da, yüreklerimizde bizlere alabildiğine yakın dost insanların yaşadığı sıcak bir ülkedir ve her daim öyle kalacaktır.
Asıl adı; “İsidora İbárruri Gómez” olan Dolores İbárruri, Bask Bölgesi’nde Vizcaya kentine bağlı Gallarta’nın bir kasabasında yoksul bir madenci ailesinin 11 çocuğundan sekizincisi olarak 9 Aralık 1895’te dünyaya geldi.

Çok küçük yaşlarından itibaren konuşma yeteneğiyle dikkat çekti. Öğretmeni öğretmen okuluna gönderilmesini istediyse de ailesi ekonomik durumu nedeniyle kızlarını okutamadı. Dolores balık satarak, hizmetçilik ve terzilik yaparak yaşamını kazanmak durumundaydı.

1916’da bir komünist ve maden işçisi olan Julián Ruiz Gabina’yla evlendi. Dolores, eşi politik faaliyetleri nedeniyle sık sık tutuklandığından tek başına ayakta durmak zorundaydı. Dolores; Bask kökenli politikacı ve İspanya İç Savaşının daha çok “Geçit Yok!” anlamına gelen “La Pasionaria” olarak bilinen cumhuriyetçi liderdir. Ekim Devrimi’nin ardından okumaya başladığı Marx ve Engels’in eserleri onun için kendi deyimiyle “yaşama açılan bir pencere” oldu.

20. yüzyılın en önemli ajitatörlerinden biri olarak kabul edilen Dolores Ibárruri, Madenci gazetesi El Minero Vizcaíno için “La Pasionara” imzasıyla yazılar yazmaya başladı. Ayrıca işçi hareketinde faal olarak çalıştı. 1930’da İspanya Komünist Partisi Merkez Komitesi’ne seçilen ilk kadındı. Kısa bir süre sonra kocasından ayrılarak Madrid’e yerleşti.

Partinin merkez yayın organı “Mundo Obrero”ya (İşçi Dünyası) yazdığı yazılar nedeniyle birçok kez tutuklandı.

1933 parlamentosunda milletvekili seçildi. Burada “kadının toplumdaki yeri” sorunuyla ilgilendi, kadınların haklarını ve yaşam koşullarını iyileştirmek için çalışmalar yürüttü. 1934’te Paris’te düzenlenen Dünya Kadın Kongresi’nde ülkesini temsil etti.

1936 yılında Madrid şehrinin havasında olağanüstü bir hareketlilik, koşuşturmaca, heyecan, korku ve umut gibi karmaşık duygular hissedilmektedir.

İspanyol halkı üç yıl sürecek faşizme karşı mücadelenin eşiğindedir…

Ve Madrid sokakları ve duvarları İspanyol halkının onuru, işçi sınıfının yılmaz savaşcısı Dolores İbárruri’ye ait olan ölümsüz sloganın yeraldığı “No Pasaran!” (Geçit Yok!) pankartlar ve afişlerle donatılacaktır.

Milletvekili seçilen Dolores İbárruri İspanya İç Savaşı sırasında (1936-1939) temsilciler meclisine başkanlık etti. Madrid savunması sırasında öne çıkan “No Passaran” sloganı ve cumhuriyet savunucusu olması belki de onun en iyi bilinen yanlarındandı. Faşist Franco birliklerine karşı, radyoda ateşli konuşmalar yaptı ve savaşçıların morallerini yükseltmek için onları cephede ziyaret etti. Konuşmaları toplumun büyük bir kısmını, özellikle kadınları, anti-faşist mücadele için bir araya getirdi.

Ancak, kanlı üç yılın ardından, 1939 yılında Madrid’in düşmesiyle beraber Milliyetçi güçler galip geldi. Ibárruri politik faaliyetlerine devam edeceği SSCB’ye iltica etti. Mülteciliği sırasında Moskova’da İspanya Komünist Partisi’ni temsil etti ve sonraki yıllarda defalarca parti başkanlığına seçildi.

“Dizlerimiz üzerinde yaşamaktansa ayakta ölmeyi yeğleriz.” Sözlerinin sahibi Dolares, İspanya’nın en tanınmış komünistlerinden biri oldu.

Dolores yetenekli bir ajitatör olarak efsaneleşti ve coşkulu konuşmaları ve yazıları; onun (Tutku Çiçeği) lakabıyla anılmasına vesile oldu. İspanya İç Savaşı’nda, büyük “siyahlı ana” lakabıyla bilinen Dolares, yükselttiği mücadele ve direniş çağrısı olan “No Pasaran!” (Geçit Yok!), dünyanın her yanında faşizme karşı direnişin sloganı haline geldi.

Tutkulu ve mücadele dolu bir hayatı oldu ve baskıya, soykırıma, faşizme asla geçit vermedi.

Aşağıdaki metin, Dolores İbárruri’nin 28 Ekim 1938’de Barcelona’da yaptığı “Enternasyonal Tugaylar’a” veda konuşmasından bir bölümdür. Bu konuşmadan sonra Birleşmiş Milletler Uluslararası Müdahale Etme Komitesi tüm yabancı askerlerin İspanya’dan ayrılmasına karar vermiştir:

“HER ŞEYLERİNİ VERDİLER…

Farklı ideolojilere, farklı dinlere mensup, farklı deri rengine sahip olan ama özgürlük ve adalete sevdalı komünistler, sosyalistler, anarşistler, cumhuriyetçiler, mücadelemize koşulsuz katılmak üzere buraya gelmişlerdi.

Bizlere her şeylerini verdiler, gençliklerini veya olgunluklarını, bilgilerini ve deneyimlerini, kanlarını ve yaşamlarını, umutlarını ve arzularını verdiler ve bizden hiçbir şey talep etmediler. Onlar mücadelede yer almak istediler ve idealleri adına ölme onuruna erişmek istediler…”

Ölene kadar devam edeceği başkanlık görevini; 1960 yılında devralıncaya kadar genel sekreterliğe devam etti. Altmışlı yılların başında, Sovyet vatandaşlığına kabul edildi. Bu yıllarda politik başarısı Sovyetler Birliği tarafından kabul edildi ve Moskova Üniversitesi’nden fahri doktoralık unvanı aldı. Ayrıca Lenin Barış Ödülü (1964) ve Lenin Şeref Rütbesine layık görüldü. 1966’da “No Passaran!” adıyla otobiyografisini yayınladı.

Franco’nun ölümünün ardından Dolores İbárruri ülkesine geri döndü. Aynı yıl yeniden milletvekili olarak parlamentoya seçildi. Aktif politik yaşamını ölümüne değin sürdürdü. 1989 yılında 93 yaşında Madrid’de geçirdiği zatürre nedeniyle hayata gözlerini yumdu.

Ernest Hemingway İspanya İç Savaşı konu alan “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” adlı romanında La Pasionaria’dan bahseder.

 

La Pasionaria’nın Glasgow’da Clyde caddesinde bulunan heykeli, İskoçya’dan İspanya’ya faşizme karşı savaşmaya gitmiş olanların anısına ithaf edilmiştir.

Değerli okuyucularım yazımı Nazım Hİkmet’in Dolores İbárruri’ye atıfta bulunarak, verdiği mücadelenin netice ilham kaynağı olan bir şiir ile bitirmek istedim:

“KARANLIKTA KAR YAĞIYOR”

Ne mâveradan ses duymak;

ne satırların nescine koymak o “anlaşılmayan şeyi”

ne bir kuyumcu merakıyla işlemek kafiyeyi;

ne güzel lâf ne derin kelâm

çok şükür

hepsinin

hepsinin üstündeyim bu akşam.

Bu akşam

bir sokak şarkıcısıyım hünersiz bir sesim var;

sana,

senin işitemiyeceğin bir şarkıyı söyleyen bir ses.

Karanlıkta kar yağıyor,

sen Madrit kapısındasın.

Karşında en güzel şeylerimizi

ümidi, hasreti, hürriyeti

ve çocukları öldüren bir ordu.

Kar yağıyor.

Ve belki bu akşam

ıslak ayakların üşüyordur.

Kar yağıyor

ve ben şimdi düşünürken seni

şurana bir kurşun saplanabilir

ve artık bir daha

ne kar, ne rüzgâr, ne gece…

Kar yağıyor

ve sen böyle “No pasaran” deyip

Madrit kapısına dikilmeden önce

herhalde vardın.

Kimdin, nerden geldin, ne yapardın?

Ne bileyim,

 

Erkam Yerenler

YORUMLAR






    0 YORUM