USD
5,2814
EURO
5,9676
ALTIN
224,3274

RÖPORTAJ:Yeni Akım Medya Düzeni Ve İnternet Radyoculuğu

“…O yüzden toplumların hayatında radyoların ciddi önemleri var. Dünyanın her yerinde radyo, televizyondan daha çok insanların Ruhuna hitap eden bir platformdur. “

RÖPORTAJ:Yeni Akım Medya Düzeni Ve İnternet Radyoculuğu
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Gün geçtikçe gelişen, geliştikçe küçülen dünyamızda; haberleşme ağları, yerini devletin ya da büyük sermaye sahiplerinin, büyük miktarda çeşitli kitle iletişim araçları ile büyük miktarda insanı yönlendirmesiyle şekillenen yaygın ve hâkim olan ana akım medya olarak tabir edilen; televizyon, FM radyo ve gazetecilik yerine çoğunlukla internet üzerinden yapılan internet radyoculuğu, bireysel habercilik, vatandaş televizyonculuğu ve internet yayıncılığına bırakıyor.

Çağımızın kabul etmemiz gereken gerçeklerinden olan internet yayıncılığı, fikir ayrılıkları ile oluşan zenginlik, ekranlarda ki çeşitli simalar ve herhangi bir kesimin baskısına maruz kalmama özellikleri sayesinde; insanları ana akım medyadan kendi tarafına çekmeyi başarmıştır. Biz de turkeytoday.net olarak, Emel Medya yayın grubu yöneticilerinden Hüseyin Bey ile internet yayıncılığı, bilhassa internet radyoculuğu üzerine kısa bir röportaj yaptık.

-Radyoculuğa ne zaman başladınız?

Eğer hepsini anlatırsam çok vakit gerekecek… 1993’den beri bu sektörün içindeyim.

-Radyoculuğa devam ediyor musunuz?

Evet, yıllardır beraber olduğumuz ekip ile şimdi Almanya’dayız. Tekrardan bir medya yapılanması içerisindeyiz. Medya kuruluşumuzun ismi, Emel Medya; bünyesinde 2 radyo bulunduruyor. Bunlar Emel ve Meşale Radyo.

-Türkiye’de televizyonculuk ve radyoculuk faaliyetlerini değerlendirebilir misiniz?

Eğer şuan için konuşacak olursak; değerlendirilecek bir hali kalmadı. Dolayısıyla şuan söylenecek hiçbir şey terazide bir ağırlık oluşturmayacak. Çünkü şuan olanlar ile gazetecilik, habercilik, radyoculuk ve televizyonculuğun evrensel değerler ile sağdan-soldan hiçbir tutar yanı yok. Bundan dolayı Türkiye’de ki medyanın ciddiye alınacak bir tarafı da yok ve hatta kendilerinin inanmadıkları şeyleri de o kadar çok yapıyorlar ki; artık o söyledikleri yalanların ve yaptıkları içinde kaybolup gittiler, neyi ne zaman söylediler onu bile bilmiyorlar. Dolayısıyla bunların ne gazetecilik ne radyoculuk hatta topyekun medya etiğiyle hiç uzaktan-yakından alakası yok tamamen amacından saptırılmış medya organları bundan dolayı değerlendirilecek tarafları da yok.

-Hüseyin Bey sizce radyoculuğun olmazsa olmazı nedir?

Radyoculuktan kısaca bahsedecek olursak; radyo büyülü bir kutudur. Ben TV programcılığı yapmış biri olarak da şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki radyo kökenli olan herkes bir şekilde radyoyu özler ve hepimiz yine bir şekilde radyoyla bir bağımızın kalmasını isteriz. Çünkü radyo, siz o stüdyoda olduğunuz zaman, televizyondan farkınız seyirciye göze hitap eden bir şey sunmak zorundasınız. Eğer seyirciye göze hitap eden bir şey sunmazsanız seyircinin %50’sini kaybettiniz gibi bir durum ortaya çıkıyor. Radyoda bunun aksine siz hayalinizde bir zaman dilimi ve güzellikler bütünü çiziyorsunuz ve hayalinizde çizdiğiniz bu planda başarılı olmanız gereken tek şey onu güzel anlatabilmekte. Eğer güzel anlatırsanız, o güzel dediğiniz dünyaya insanları çekersiniz. Bahsettiğiniz bu dünyanın ve güzelliklerin ucu bucağı yok. Eğer anlattığınız şeyler, güzel ve Hak rızası doğrultusundaysa zaten konuştuğumuz mevzu o geri kalanını konuşmaya hiç gerek yok… Ama bu profil içerisinde bir dünya çizdiğiniz zaman ve insanları bu hayal içerisine çekebildiğiniz takdirde; uçsuz bucaksız bir güzelliğin içerisinde yaşatabiliyorsunuz. Mikrofonun başındaki programcı da bu güzelliklerin, insanları etkilediğini ve anlattığı şeylerin kıymet bulduğunu gördüğü için mutlu oluyor.

O yüzden toplumların hayatında radyoların ciddi önemleri var. Dünyanın her yerinde radyo, televizyondan daha çok insanların Ruhuna hitap eden bir platformdur. Tıpkı tiyatronun, izleyicileri televizyon dizilerinden daha çok etkilediği gibi ve bu herkesin malumudur. Her ikisi de (Tiyatro ve Radyo) insanlar ile direk etkileşimde bulunduğu için dünya var oldukça ölmeyecek sanatlar içerisinde.

-Radyo programcısı için diksiyon, hitabet ve hayal gücü ne kadar önemlidir?

Eğer lazım mı diye soruyorsanız? Diksiyonu sonraya alabiliriz. Çünkü gelinen günümüz iletişim hızında artık o diksiyonla alakalı saplantılı bir durum kalmadı; anlaşılır konuşma, ifade zenginliği,  kibarı kelam ile hitap ediyor olabilmek, anlattığınız şeylerin güzelliği ve konu bütünlüğü daha çok öne geçti. Dolayısıyla yeni yayıncılık döneminde çok da önemli, olmazsa olmaz, birinci sıradaki yerini bıraktı. Diksiyonun dönemi geçti ki zaten o devlet yayın organlarının kalıbıydı. Şahsi kanaatim; samimiyeti aktarabilme, ifade zenginliği ve nezaket daha önemli.

-Radyoculukta nasıl bir kadroya ihtiyaç duyuyorsunuz?

Yeni medya düzeninde radyo programcılığı vs… sürekli değişen kavramlar oldu. Bizim alışageldiğimiz FM yayınları için lazım olan teknik personel, programcı ve canlı yayına refakat edecek asistan ihtiyacı falan bunlar aslında hantal bir yapıydı. Şuan da yeni akım medya düzeninde internet medyacılığı öne çıktığı için artık vatandaş gazeteciliği, vatandaş radyoculuğu ve vatandaş televizyonculuğu öne çıktı. Yeni medya düzeninde internet radyo programcılığında şuan olmazsa olmaz tek bir teknik eleman sonrasında yapacağınız programlara göre ihtiyaç duyacağınız kadro artış gösterir; gece yayınları için güzel şiir okuyan biri, haberler için ilgi çekici akıcı konuşan biri ve gündüzleri maneviyat kalıplı programlar yapıyorsanız yayın kalıbınıza bağlı kadro ihtiyacınız olur.

-Hüseyin Bey işini iyi yapanlarla mı yoksa iyi anlaşa bildiklerinizle mi çalışmayı tercih edersiniz?

Daha ziyade işini iyi bilen ve bunun yanında iyi anlaşabileceğimiz arkadaşlar olursa daha iyi sonuç alınır. İkisi de şart; elemanın mesaisi bitmiştir, ek bir iş çıkmıştır, O’na bu işi yapmasını söylersiniz ve “…yapamam çünkü mesaim bitti.” Yanıtını alabilirsiniz. O da bütün aşkınızı iştiyakınızı kırar. Yani demem o ki işini iyi bilen ve asgari düzeyde anlayışlı biriyle  çalışmayı tercih ederim.

-Seyirci ya da dinleyici nasıl kazanılır?

Seyirci ya da dinleyici kazanmak şuan için pek mümkün değil. Bizim dinleyicilerimiz, duymak istedikleri doğruları duydukları için bizi dinliyorlar. Biz Emel Medya olarak dinleyicilerimize doğruları ulaştırdığımız sürece; bizi dinlerler ve çevrelerinde ki insanlara tavsiye ederler. Aynı zamanda sosyal medyayı; Twitter, Facebook, Youtube’u yoğun şekilde kullanıp reklam veriyoruz, Emel Medya yayın grubumuz bünyesinde bulunan Yeni Ailem dergisine reklam veriyoruz. Şuan turkeytoday.net ile yaptığımız bu röportaj bile büyük bir reklam ve tanıtım. Böylelikle biz de zulme uğrayanların yanında olarak, susmayarak kendi kitlemiz ile dinleyici kazanıyoruz.

-Dinleyicilerinizi nasıl elinizde tutuyorsunuz?

Onların duymak istediklerini söyleyerek yani doğruları.

– Yayıncılıkta tarafsızlık mı daha önemli yoksa doğru bildiklerimiz mi?

Şuan içinde bulunduğumuz süreçte, tarafsızlıkla bir yere varılacağını düşünmüyorum. Eğer doğru olmak tarafsa, bence doğruluktan yana taraflılık tarafsızlıktan daha önemli… Ne yani zalime zulmünü söylemeyelim mi?! Şuan da yüz binlerce insanın çektiği eziyeti anlatmayalım mı?! Bundan ötürü doğruluktan yana taraf olmak daha önemli.

-Ne türlü yayınlar yapıyorsunuz?

Emel Medya bünyesinde bulunan radyolarda, mesela Mehmet Ali Şengül, Cemil Tokpınar, Abdullah Aymaz vs… gibi değerli insanları dinleyicilerimiz ile buluşturuyoruz. Bunların yanında gönül dünyamıza hitap eden ezgilere de yer veriyoruz. Ayrıca radyo tiyatroları ile dinleyicilerimizin farklı lezzetler almasını sağlıyoruz. Ayrıca Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin “Bamteli Sohbetleri”ni, eski vaazlarını ve haftalık bulunduğu kamptan Cuma hutbelerini canlı olarak yayınlıyoruz.

-Dinleyicileriniz ve takipçilerinizin görüşlerini değerlendiriyor musunuz?

Dinleyicilerimizin görüşleri bizim için çok değerli. Dinleyicilerimiz ve takipçilerimiz bize sosyal medya hesaplarımız ve yayın grubumuzun bünyesinde bulunan radyoların mobil uygulamaları üzerinden görüşlerini rahatlıkla bizlere ulaştırabiliyorlar. Bunu söylemekte sakınca görmüyorum bizim kitlemiz yaptığımız programları o kadar sahiplendiler ki; en ufak hatamızda hemen uyarırlar bizi mesela ses kalitesi düşüktür ya da yayında arıza vardır hemen bizi uyarırlar kendi programlarıymış gibi. Ayrıca bize yazılan bütün yorumlara ve iyi olsun kötü olsun cevap veriyoruz.

-Radyo olarak dinleyicileriniz ile aranızdaki samimiyeti arttırmak adına sosyal aktiviteler düzenliyor musunuz?

Neden yapmayalım ki… Biz alışkanlıklarımız kolay kolay bırakamayız. Almanya da 1-2 senelik bir adaptasyon sürecimiz oldu. Türkiye’den alışkın olduğumuz programlara başlayacağız hemen. Rahat duramayız biz.

 

M. Esat Zeybek

 

EMEL MEDYA GRUBUNA AİT OLAN RADYOLAR VE SOSYAL MEDYA HESAPLARINA BAĞLANTILARA TIKLAYARAK ULAŞABİLİRSİNİZ. 

Emel Medya

Emel Radio-Radyo

Emel Radio-App Store

Emel Radio-Play Store

Emel Radio-Twitter

Emel Radio-Facebook

EmelRadio-E-Posta

Meşale FM-Radyo

Meşale FM-App Store

Meşale FM-Play Store

Meşale FM-Twitter

Meşale FM-Facebook

Meşale FM-E-Posta

 

 

YORUMLAR






    0 YORUM