USD
5,3762
EURO
6,0895
ALTIN
214,8148

Şu anda Türkiye’yi yöneten yalancı bir başkan var!!!

Dünyanın gözü önünde umarsızca yalan konuşabilen, günde birkaç kez konuştuklarından çark eden…

Şu anda Türkiye’yi yöneten yalancı bir başkan var!!!
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Dünyanın gözü önünde umarsızca yalan konuşabilen, günde birkaç kez konuştuklarından çark eden, sokağa ayrı, medyaya ayrı, uluslar arası aktörlere ayrı ayrı şeyler söyleyen bir başkan var.

Dün rahip bransonu hain, ajan, misyoner ve suçlu ilan edip tüm uluslar arası medya önünde onu türk adaletine teslim ettiğini ve cezalandırdığını haykıra haykıra hatta abd ye meydan okurcasına ilan ediyordu. Bugün bunları söylememiş gibi davranan bir başkan var.

Ankara ve İstanbul sokaklarında trampa meydan okuyan, tehditler savuran, hakaret eden ama abd deki bm toplantısında onunla görüşebilmek için sıraya giren, randevu alamayınca toplantının arka koridorlarına geçip onunla karşılaşabileceği, velev bir fotoğraf karesi alabilmek için yalakalık yapmaktan bile zerre kadar utanmayan bir başkan.

Tramp rahip brunson hakkında çok bastırdı. Hatta salıverilmezse sonuçlarına katlanması gerekeceğini söyledi ve bir tarih verdi erdoğana. O tarihten birkaç saat önce türk yargısı brunsonu beraate ettirerek uçağa bindirip ülkesine göndermek zorunda kaldı.

Ortada ne hukuk ne yargı olmadığı, erdoğana hizmet eden siyasi bir kurum olduğunu tüm dünyaya ilan edercesine rahip brunson ülkesine döndü. Fakat erdoğanın yalaka basını şu manşeti atmayı sürdürdü; Rahip büronsan serbest kalır kalmaz ilk uçakta ülkesine kaçtı!..işte erdoğanın ülkesindeki islami ahlak, islami medya, İslamcı toplum bu hale geldi. Yani İslamcı ahlakı da yozlaştıran, hovarda ve hoyrat bir başkan var.

Ama ne türkiye de ne de islam dünyasının herhangi bir yerinde arap ülkeleri ve belki mısır dahil halk nezdinde Erdoğanın gerçek yüzü bilinmiyor, aksine hala islam dünyasının hamisi ve yüz akı olarak bilindiğine eminim.

Çünkü İslamcı kesimin siyasal refleksleri bu yozlaşmayı okuyabilecek birikimden yoksun. Onların tek derdi başlarında beş vakit namaz kılan bir başkan olması. Ne özgürlük, ne hukuk ne ekonomi gibi ciddi bir sorunları var. Onlar bunlarla ilgili değiller. İktidar nimetleri onlara bir şekilde ulaştığı, bu yozlaşmanın maddi payına ve rantına ortak olmayı sürdürdükleri müddetçe ülkede bir sorun algılamayacaklardır.

Ülkedeki resmi dini kurumlar (diyanet, ihl ve ilahiyat fakülteleri) da bu yozlaşmaya fetva verdiği sürece İslamcı kitleler uyumaya devam edecektir. Bugün ülkede karısını erdoğanla aynı yatakta görmekten rahatsızlık duymayacağını söyleyebilen deyyuz ilahiyatçılar var. Eşini ve çocuklarını onun için isterse terk edebileceğini söyleyebilen kadınlar ve parti çalışanları var. Onu mehdi ve islam dünyasının kurtarıcısı sayan on binler var.

Youtube’ye girilirse tüm bu dehşet verici haberler izlenebilir.

Dolayısıyla erdoğanın çöküşü bu yüzden pek çok değerin de çöküşü olacaktır. Ya da belki sağduyu ve nedamet hakim olur da insanlar hata ve günahları ile yüzleşmeyi seçerler, bilmiyorum. Ufak tefek rahatsızlıklar var partinin islami tabanında. Ama yukarıda medya eliyle müthiş bir algı yönetimi var, bu algıyla kitleler çok çabuk manüple olabiliyor. Hala böyle bir iktidardan islami bir devrim ve dönüşüm bekliyor.

Çünkü resmi dini kurumlar bu havayı pompalamaya gece gündüz medya yoluyla ve toplum kılcallarında kurduğu iletişim ağıyla hararetle sürdürüyor. Cami kürsüleri, cemaatler, tarikatler, kanaat önderleri bu vehmi sürekli dinamik tutuyor tabanda.

Çünkü iktidarın nimetleri ceplerine düzenli iniyor. Bence Türkiye’den iyi bir ders çıkarabilirse arap kamu oyu, daha sağlıklı bir islam algısına ulaşabilir. Ama Erdoğan iktidarının ve propagandistlerinin arap kamu oyu dahilinde yaydığı ve pompaladığı sözde İslamcı idealleri iyi analiz etmelidir. Yalnızca abd’de bir sürü Erdoğan beslemesi tipler var tek işleri buradaki dindar kesimleri tek tek ve sık sık dolaşarak Erdoğan propagandası yapıyorlar.

Ve Erdoğan burada milyonlarca dolar harcıyor bu imaj için.

Arap dünyasında da olduğunu biliyoruz. Afrikada ise küçük ve zayıf ülkeleri bizzat başkanları vasıtasıyla ayartıyor. Her gittiği yere ekonomik vaadler ve hazır birkaç çanta dolusu dolarla gittiğini uluslar arası medya bile yazıyor. İslam toplumları bir an durup düşünmeli, bir insan niye bu kadar ülke içinde ve ülke dışında bir liderlik algısı üretmeye çalışır ısrar ve hararetle. Erdoğan niye bu İslamcı algısını bu kadar kolay manüple edebiliyor islam dünyası kamu oyunda.

Bunu nasıl bu kadar kolay başarıyor. İslam toplumları hala ciddi oranda eğitimsiz ve kültürsüz. Ne dünyadan, ne de ülke gerçeklerinden ciddi anlamda haberdarlar. İslamcı taban genelde her yerde alt orta veya fakir kesimlerden oluşuyor. Hem maddi hem de genel kültür açısından uç noktada ve sınırda yaşıyorlar. Çok çabuk manüple olmaya yatkın bir sosyoloji barındırıyorlar. İslam ülkelerinin bence en büyük sorunu bu. ‘Cehalet, fakirlik ve ihtilaf’.

Bu sorunlar yüz yıldır aynı. Tüm islam aydın ve uleması, entelektüelleri yüz yıldır bunu tartışıyor. Bu yüzden ne sağlıklı bir islam algısı ne de demokratik ve özgürlükçü bir siyasal iktidar arayışları var. İslam toplumları bu üç sorundan bir tanesini bile tam halledemedi. Bu yüzden islam sokaklarında sürekli siyasal İslamcı manüpleci partiler tek alternatif umudu haline gelebiliyor sık sık. İslamcıların da en iyi yaptığı şey ‘propaganda, vaad ve sıradan halk kesimlerini koordine’.

Bu üç soruna karşı İslamcıların tek cevabı bu. Gerçekte ne ekonomik, ne siyasi ne de hukuki hiçbir hazırlıkları ve manifestoları yok İslamcıların, hiçbir zaman da olmadı. Tek manifestoları ve silahları nutuk ve hamaset. Çünkü İslamcılar daha küçük yaşlarda buna eğitiliyorlar. İslamın tebliğ ve davet esasını ve hassasiyetini İslamcılar böyle istismar edip manüple ediyorlar. Denebilir ki İslamcıların en profosyonel oldukları alan bu; propaganda ve nutuk.

Her bir İslamcı son derece profosyonel bir davetçi ve nutukçudur. Söz ve nutuk kitlesel tabanda her zaman işe yarar. Özellikle okuma oranı düşük ortamlarda. Yani İslamcılar bu üç sorunu çözmenin derdinde değil, manüple etmenin derdindedir. Tek dertleri iktidara uzanmak, onu ele geçirmek ve her şeye sahip olmak. Siz bu üç alanda islam dünyasında batıya da alternatif olabilecek tek bir entelektüel çalışma gördünüz mü, olmaz olamaz.

Mantalite müsait değil çünkü. Bakın Türkiye’nin alanında bir dönem İslamcılar arasında en meşhur akademisyen Davudoğlu’nun orta doğuda ilişkilere yönelik entelektüel tezleri ne hale getirdi bölgeyi. Suriye’yi parçalanmışlığın eşiğine getirdi.

Neden? Çünkü hamaset ve güzel nutuklardan oluşuyordu tezleri. Ama arap dünyasında bazı entelektüeller (ki mısırda bile ismen bildiğim akademisyenler var söyleyebilirim) bile onu islamın Kissincır’ı olarak görebiliyordu! Bakın ne kadar ağır bir fatura ödetti Suriye’ye. Ve dönüp benim tezlerim yanlışmış diyebilecek bir ahlaki cesareti gösterebilir mi Davudoğlu, hayır. Hiçbir İslamcının geriye dönük bir özrü yoktur islam toplumlarında. Çünkü ne böyle bir ahlaki olgunluk ne de hatasını itiraf edebilecek cesaret var İslamcı kesimlerde.

Dr. Remzi Akar

YORUMLAR






    0 YORUM