USD
5,4717
EURO
6,2065
ALTIN
229,2826

BİR VEFAT YILDÖNÜMÜNDE DAHA EFE HAZRETLERİ’Nİ ANARKEN

Sevenleri; Alvar İmamı Hâce Muhammed Lütfi Efendi’yi, nâm-ı diğer Efe Hazretleri’ni ebediyet…

BİR VEFAT YILDÖNÜMÜNDE DAHA EFE HAZRETLERİ’Nİ ANARKEN
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Sevenleri; Alvar İmamı Hâce Muhammed Lütfi Efendi’yi, nâm-ı diğer Efe Hazretleri’ni ebediyet diyarına uğurlayalı hayli zaman oldu. 1956’nın soğuk bir kış gününde, o da babası Hüseyin Gedâi hazretleri gibi on iki martta ötelere yürüdü. Dün vefat yıl dönümüydü ve sevenleri, kendisini yine hayırla yâd ettiler.

Ne büyük bir insan olduğunu, vefatından elli sene sonra bile onu anlatırken evlerinden yeni cenaze çıkmış gibi içlenenlerin sızlanmalarından anlıyoruz.

O şimdi ruhunun ufkunda, ötelere ait diyarlarda ukbâ yamaçlarında otağını kuracağı demleri beklerken bir zamanlar üzerine titrediği bir fidan serpilip meyveye durmuştu. Heyhat, bu diyarı terk etmeyen kış, ara sıra tepelerin arkasına saklansa da bugün de onun  dallarını örselemeye davrandı.

Kendisinin “Ahir zamandır ey dîdem / Bozuldu âlem dem-be-dem!” dediği hengam gel gitlerle ufkumuzu karartırken talebesinin hissesine de bu devranda çekmek düştü. Sevip kulaklarını yumuşattığı, şefkatle dua ettiği fetâsı nelere mâruz kaldı.

Dedesi Seyyid Ahmed, kızı Refi’a Hanım’ı Şamil Ağa’nın oğlu Ramiz Efendi’ye istediklerinde gelip bu durumu kendisi ile istişare etmişti. Yine onun tensip ve teşviki ile de bu iş olmuştu. Bu evliliğin meyvesi henüz kundakta iken Karavelet Köyü’nü ziyareti esnasında kucağına verilmiş, duası alınmıştı.

Babası Ramiz Efendi, bizzat Efe Hazretleri’nin tevcihi ile Alvar’a imam olmuş, hayatının belli başlı dönüm noktalarında yollar hep onunla kesişmişti. Bu kutlu insan, Gülen ailesi için de yöredeki pekçok aile gibi bir melce olmuştu.

Alvar’da kaldıkları günlerde yine Efe’nin muhiblerinden Bayoğlu Sıdkı Efendi’den ders almak üzere Hasankale’ye gidip gelmiş; bu derslere yol meşakkati nedeniyle ara verince melceleri yine onları yalnız bırakmamıştı. Onun tavsiyesi ile Erzurum Kurşunlu Medresesi’ne intikal etmişti. Bu vesileyle başlayan Erzurum günlerinde onun başlıca ziyaretgahlarından biri; Efe’nin Gümüşgöz’deki mütevazi tekkesi olmuştu.

Zaman zaman onu ziyaret ediyor, zikir ve sohbetlere iştirak ediyor, ilgi ve iltifata mazhar oluyordu. Fakirliğin ortalığı kasıp kavurduğu o demlerde kutlu insan diğer talebeler gibi zaman zaman ona da harçlık veriyor, halini soruyordu.

Bazen onu özellikle gıyabında methediyor, kendisinin ileride büyük hayırlara vesile olacağını söylüyordu.

Acaba bu ulu çınar gayb-âşinâ nazarıyla bugünleri de temâşâ etmiş miydi? Etmese de ne gam? İbrahim Hakkı Hazretleri gibi kendisi de bazıları nazarında haklı şöhretine gölge düşürecek vefasızlıklara maruz kalmamış mıydı? O da, kardeşi Vehbi Efe de muhibleri Hacı Salih Efendi, Tayyar Baba ve diğerleri de nice hakarete maruz kalmamışlar mıydı? Demek yolun kaderi böyleydi.

Onu yine kendi ifadeleriyle anarken kendisine rahmet, sevenlerine-bizler de içinde olmak üzere-istikâmet diliyoruz:

Muhammed Lutfi’yi hayr ile yâd et

Hayır duâ ile kalbin âbâd et

Bir Fatiha oku, ruhunu şâd et

İnd-i İlâhî’de makbûl olasın

Kerem Umar

YORUMLAR






    0 YORUM