USD
EURO
ALTIN

İBN-İ HACER el- ASKALANİ

Bu haftaki makalemizde hem Süyuti’nin babasının hocası, hem de…

İBN-İ HACER el- ASKALANİ
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bu haftaki makalemizde hem Süyuti’nin babasının hocası, hem de kendisinin de Süyuti’nin küçük de olsa ders halakasında oturduğu, hadis alimlerinin büyüklerinden aynı zamanda Şafii mezhebinin meşhur fıkıh alimi İbn-i Hacer’i tanımaya ve tanıtmaya çalışacağım inşaallah. İsmi, Ahmed b. Ali b. Muhammed b. Muhammed b. Ali b. Ahmed’dir. Künyesi Ebü’l-Fazl, Lakabı ise Şihabüddin’dir. el-Kinani, ailesinin memleketi olan Filistin’deki Askalan şehrine nispetle el-Askalani, Mısırlı olduğu için de el-Mısri olarak da anılır.
22 Şaban 773’te (28 Şubat 1372) eski Mısır’da doğmuştur. Adı veya lakabı Hacer olan yedinci dedesine nispetle İbn-i Hacer diye meşhur oldu. Soyunun dayandığı Kinane’ye (İbn Hacer, el-Mecmau’l-müesses, III, 196) nispetle Kinani olarak da anıldı. Babası, dedeleri gibi ticaretle uğraşmanın yanında kıraat-i sebayı bilen, şiir yazan ve Nevevi’nin el-Ezkar’ına istidrak kaleme alan bir alimdi. İbn-i Hacer dört yaşında iken babası öldü. Bir müddet sonra annesi Nicar hanım da vefat edince ablası ile yalnız kaldı. Ancak babaları vefat etmeden önce onları biri alim, diğeri tüccar iki arkadaşına emanet etmişti. Babalarından ve annelerinden hayatları boyunca kendilerini refah içinde yaşatacak bir servet kalmıştı. Her iki çocuğunun eğitimine önem veren babaları küçük yaşta onları ilim meclislerine götürmüş ve İbn Berdis, Şemseddin el-Kirmani, Zeynüddin el-Iraki gibi muhaddislerden kızı için icazet almıştı.
Hamilerinden tüccar olan Zekiyyüddin el-Harrubi Mekke’de mücavir olarak kaldığı zaman İbn-i Hacer’i de yanında bulundurmuştu. İbn Hacer, hafızlığını, Muhammed b. Muhammed es-Sefti’den dokuz yaşında tamamladı. Ve Mısıra dönmüştü. On iki yaşında iken Harrubi ile birlikte tekrar Mekke’ye gitti. Hadis tahsiline Mekke’de başlayarak ilk hocası Abdullah b. Muhammed en-Neşaveri’den Shih-i Buhari’nin çoğunu ve Mekke Kadısı Cemaleddin b. Zahire’den Cemmaili’nin Umdetü’l-aḥkam’ını okudu. Ebu İshak eş-Şirazi’nin et-Tenbih’i ile Abdülgaffar el-Kazvini’nin el-Havi’s-Sağir’ini, Hariri’nin Mülhatü’l-irab’ı ile İbn Malik et-Tai’nin el-Elfiyye’sini, İbnü’l-Hacib’in el-Muhtasar’ını, Kadı Beyzavi’nin Minhacü’l-vüsul ve Iraki’nin el-Elfiyye adlı eserlerini ezberledi (Sehavi, el-Cevahir ve’d-Dürer, I, 64). Harrubi’nin vefatından sonra (787/1385) tahsiline üç yıl ara verdi. Daha sonra uzun müddet, zamanın en meşhur alimlerinden ders aldı. el-Bülkini, el-Bermavi, İbn-i Mülakkin ve İbn-i Cemaa’dan hadis ve fıkıh ilmini öğrendi. Sadr el-Ebşiti, Şems b. el-Kattan’dan fıkhı, Arab dili ve edebiyatını ve hesap ilimlerini öğrendi. Nur el-Edmi el-Ebnasi’nin fıkıh derslerine katıldı. Hümam el-Harezmi, Kanber el-Acemi, Bedr b. et-Tanbedi, İbn-i Sahib, Şihabüddin Ahmed b. Abdullah el-Busıri ve Cemalüddin el-Mardani’den ilim öğrendi. Lügat, Arab dili ve edebiyatının inceliklerini el-Gamari ve Muhib b. Hişam’dan, aruzu Bedr el-Beşteki’den, hat (yazı) sanatını, Ebu Ali ez-Zeftavi en-Nur el-Bedmasi’den; kıraat ilmini, et-Tenuhi’den öğrendi.
İbn-i Hacer, zaten ilim, edep ve fazileti ile meşhur bir ailenin çocuğudur. Küçük yaşta iken kaybetmiş olduğu babası Nureddin, ders okutmaya ve fetva vermeğe icazetli bir alimdi. Her iki çocuğunun eğitimine önem veren babaları küçük yaşta onları ilim meclislerine götürmüş ve İbn Berdis, Şemseddin el-Kirmani, Zeynüddin el-Iraki gibi muhaddislerden kızına icazet de almıştı. . Hadis tahsiline Mekke’de başlamak için 12 yaşında iken Harrubi ile birlikte tekrar Mekke’ye gitti; ilk hocası Abdullah b. Muhammed en-Neşaveri’den Sahih-i Buhari’nin çoğunu ve Mekke Kadısı Cemaleddin İbn Zahire’den Cemmaili’nin Umdetü’l-ahkam’ını okumuştu.

852 (m. 1449) senesi Zilhicce ayının yirmi sekiz, Cumartesi gecesi yine Kahire’de Vefat etti. Cenaze namazında sultan da bulundu. Halîfenin izni ile cenaze namazını Süyuti’nin hocası büyük alim el-Bulkini kıldırdı. Karafe kabristanında İmam Leys bin Sad’ın kabrinin yakınına defnedildi.
Ebu İshak eş-Şirazi’nin et-Tenbih’i ile Abdülgaffar el-Kazvini’nin el-Havi’s-sağir’ini, Hariri’nin Mülhatü’l-irab’ı ile İbn Malik et-Tai’nin el-Elfiyye’sini, İbnü’l-Hacib’in el-Muhtasar’ını, Kadı Beyzavi’nin Minhcü’l-vüṣul ve Iraki’nin el-Elfiyye adlı eserlerini ezberledi (Sehavi, el-Cevahir ve’d-dürer, I, 64). Harrubi’nin vefatından sonra (787/1385) tahsiline üç yıl ara verdi.
Ardından diğer hamisi İbnü’l-Kattan’dan okudu. Daha sonra tarihle ve ravilerle ilgilenen İbn-i Hacer 792 (1390) yılından itibaren edebi ilimlerle meşgul oldu. Şair ve edip Muhammed b. İbrahim el-Beşteki’den faydalanarak edebi kültürünü geliştirdi ve çoğu dini konulara, Hz. Peygamber’in methine dair şiirler yazdı. İbn-i Hacer 796’dan (1394) itibaren kendini tamamen hadise verdi ve aynı yıl Zeynüddin el-Iraki’nin ders halkasına katıldı. Hocasının vefatına kadar on yıl devam eden bu süre içinde ondan el-Elfiyye adlı eseriyle bu esere yazdığı şerhi okudu. Yine Iraki’den, İbnü’s-Salah’ın Mukaddime’sinde müphem gördüğü konuları açıklamak üzere kaleme aldığı et-Takyid ve’l-izah’ını, Beyhaki ve Darekutni’nin es-Sünen’lerini, Buhari’nin el-Camiʿu’s-sahih dışındaki bazı eserlerini, İbn Hişam’ın es-Sire’sini okudu ve bunları okutmak üzere icazet aldı.
Hocası kendisine hadiste hafız unvanını verdi. O günden itibaren bu hafız unvanı tek başına söylendiği zaman sadece onu hatırlatacak kadar özel bir anlam kazandı. Büyük muhaddis Iraki’nin vefatından sonra damadı ve talebesi Nureddin el-Heysemi’den tahsiline devam etti. Ondan Mecmau’z-zevaid’ini okurken gördüğü bazı kusurları tespit etmeye başladıysa da hocasının buna üzülebileceğini düşünerek bu fikrinden vazgeçti. İlimlerinin yanında bu kadar da nezaket kurallarına riayet eder ve kimseyi kırmamaya çalışırlardı. Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi: söylediğin söz doğru olmalı ama her doğruyu her yerde söylemeye hakkın yoktur, prensibine de ne kadar riayet ederlerdi.

İbn Hacer fıkıh ve usulü, tefsir, lugat, edebiyat ve tarihle de meşgul oldu. Burhaneddin İbrahim b. Musa el-Ebnasi’den Nevevi’nin Minhacü’ṭ-ṭalibin’ini, İbnü’l-Mülakkın’dan bu esere yazdığı şerhi, Şafii fakihi Ömer b. Reslan el-Bulkini’den Müzeni’nin el-Muḫtaṣar’ı ile Nevevi’nin Ravzatü’t-alibin‘ini, ayrıca Sahihayn ve Sünenü Ebi Davud başta olmak üzere pek çok eseri, bu arada yirmi dokuz yıl boyunca faydalandığı Muhammed b. Ebu Bekir b. Cemâa’dan Beyzâvî’nin Minhâcü’l-vüṣûl’ünü, İbnü’l-Hacib’in el-Muhtasar’ını, Sadeddin et-Teftazani’nin el-Mutavvel ve kendisinin Cemu’l-cevami adlı eserlerini okudu. Kıraat ilmini Ebu İshak Burhaneddin İbrahim b. Ahmed et-Tenuhi eş-Şami’den öğrendi (İbn Hacer, el-Mecmau’l-müesses, I, 79-201). Kendisine Nesai’nin es-Sünen’inin tamamını okuduğu Ahmed b. Hasan es-Süveydavi’den altmıştan fazla kitabın (a.g.e., I, 299-351), Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’ini huzurunda okuduğu Ebü’l-Meali Abdullah b. Ömer el-Halavi’den 100 kadar kitabın (a.g.e., II, 27-81) bazı bölümlerini, Muhibbüddin Muhammed b. Abdullah el-Meydumi’den muhtelif cüzlerden başka İbnü’s-Salah’ın Ulmü’l-hadis’ini okudu.

Yirmi yaşında ilmi seyahatlere başlayan İbn Hacer İskenderiye’de çeşitli alimlerden okuduğu eserlere dair bilgileri, şiirleri ve mektuplaşma örneklerini ed-Dürerü’l-mudiye min fevaidi’l-İskenderiye adlı bir kitapta topladı. Ardından Hicaz’a, oradan Yemen’e geçti (800/1397). Taiz, Zebid, Aden, Vadilhasib gibi şehirleri dolaşarak tanınmış alimlerden faydalandı; özellikle el-Kamusü’l-muhit’in müellifi Firuzabadi ile tanışıp ona bu eserin çoğunu okudu ve rivayet izni aldı. Kendisi de birçok alime hadis rivayet etti. Yemen Meliki el-Melikü’l-Eşref İsmail b. Abbas er-Resuli, İbn Hacer’in kendi ülkesinde bulunduğunu öğrenince onu Zebid’e davet etti. İbn Hacer de melike, kendi el yazısıyla kırk cilt hacmindeki Müsamirü’s-sahir ve müsahirü’s-samir adlı edebi notları ile daha başka kitapları hediye etti ve melikin hac için gönderdiği bir kafileyle aynı yıl Mekke’ye gitti. Altı yıl sonra ikinci defa uğradığı Yemen’den ülkesine dönerken bindiği gemi parçalanınca çok miktarda parası, kendisinin istinsah ettiği Mizzi’nin Tuhfetü’l-Eşraf bi-marifeti’l-etraf’ı ve kendine ait bazı eserler kayboldu. 800 (1398), 805 (1403), 815 (1412) ve 824 (1421) yıllarında haccetmek, mücavir olarak kalmak ve ilmi faaliyetlerde bulunmak üzere gittiği Hicaz’da çeşitli alimlerden istifade etti; birçok kimse de onun eserlerini okuma ve rivayetlerini dinleme imkânı buldu. 802 Şabanında (Nisan 1400) gidip 100 gün kaldığı Dımaşk’ta, Gazze, Nablus, Remle, Kudüs, el-Halil ve Salihiye gibi ilim merkezlerinde muhtelif alimlerden istifade etti ve onlardan çeşitli kitapların (Şakir Mahmud Abdülmünim, I, 131-132) rivayet hakkını elde etti. Moğollar’ın Dımaşk’a doğru gelmekte olduğu duyulunca Mısır’a döndü. Şaban 836’da (Nisan 1433) Mısır Memlük Sultanı el-Melikü’l-Eşref Seyfeddin Barsbay ile birlikte Şafii kadısı olarak Amid’e (Diyarbakır) gitti. Uğradıkları şehirlerde imla meclisleri akdedip hadis rivayet etti. Sıbt İbnü’l-Acemi ve İbn Hatib en-Nasıriyye ile Halep’te görüştü. Bedreddin el-Ayni’nin daveti üzerine onunla Ayıntab’a (Gaziantep) gitti. Bu sırada Ayni’nin bazı şiirlerini yazıp kendisinden hadis rivayet etti. Beş ay kadar süren bu seyahatin hatıralarını Celebü Haleb adlı eserinde topladı.

Elli beşi kadın 628 hocadan faydalanan İbn Hacer’in (hocaları için bk. Sehavi, el-Cevahir ve’d-dürer, I, 135-177) kadın hocaları arasında kendilerinden çeşitli eserler okuduğu Fatıma et-Tenuhiye ile Fatıma el-Makdisiye anılabilir. Hocaları ile onlardan okuduğu kitapları el-Mecmau’l-müesses li’l-mucemi’l-müfehres’te toplamıştır. Kendisinden de pek çok talebe faydalanmış olup Şemseddin es-Sehavi bunlardan 500 kadarının adını zikretmektedir (Abdüssettar eş-Şeyh, s. 300). Tanınmış öğrencileri arasında eserlerinin çoğunu rivayet eden Sehavi başta olmak üzere Ahmed b. Ebu Bekir el-Busiri, Kemaleddin İbnü’l-Hümam, Necmeddin İbn Fehd, Takıyyüddin İbn Fehd, İbn Tağriberdi, İbn Kutluboğa, Bikai, Ebü’l-Fazl İbnü’ş-Şıhne, Necmeddin İbn Kadı Aclun, Burhaneddin İbn Müflih, İbnü’l-Mibred, İbn Emiru Hac, İbnü’l-Haydıri ve Zekeriya el-Ensari bulunmaktadır.

İbn Hacer 806 (1403) yılında resmen hocalık vazifesine başladı. Aynı yıl Şeyhuniye, 809’da (1406) Mahmudiye medreselerinde hadis hocalığına getirildi. 812-819 (1409-1416) yılları arasında el-Cemaliye el-Müstecidde Medresesi’nde, 833’te (1430) İbn Tolun Camii’nde, 836’daki (1433) Dımaşk seyahatinde Eşrefiye Darülhadis’inde ve vefatından bir yıl önce yapılan Zeyniye Medresesi’nde hadis okuttu. Hadis hocalığı yanında 813 (1410) yılından itibaren Baybars Hankahı’nda meşihat görevini üstlendi. İbnü’s-Salah’tan (ö. 643/1245) sonra devam ettirilmeyen imla meclisleri geleneğini yeniden canlandıran Zeynüddin el-Iraki’nin ardından özellikle Baybarsiye ile Şeyhuniye’de ve Kamiliye Darülhadisi ile Nil kenarındaki evinde vefatına kadar bu meclisleri sürdürerek 1150 kadar mecliste yaklaşık on cilt hacmindeki hadisleri adet olduğu üzere ezbere yazdırdı. Onun el-Emali’l-hadisiye’si bu gayretinin ürünüdür. Ayrıca Şeyhuniye, Şerifiye, Müeyyidiye, Harrubiye, Salihiye ve Salahiye medreselerinde fıkıh okuttu.

İbn Hacer, 811 (1408) yılından vefatına kadar Darü’l-adlde Şafii mezhebine göre fetva verme görevini yürüttü. Mısır Memlük Sultanı el-Melikü’l-Eşref Seyfeddin Barsbay’ın teklifi üzerine, yirmi yedi yıl boyunca ısrarla reddetmesine rağmen 22 Muharrem 827’de (26 Aralık 1423) talebesi Alemüddin Salih b. Ömer el-Bulkini’nin azledilmesiyle boşalan Mısır Şafii baş kadılığını kabul etti (İbn Hacer, İnbaü’l-ğumr, VIII, 39). Çeşitli şikayetler yüzünden yedi defa azledildiği, fakat her defasında haklılığı anlaşılarak tekrar getirildiği bu görevini vefatından birkaç ay öncesine kadar (25 Cemaziyelevvel 852 / 27 Temmuz 1448) devam ettirdi. Bu görevi, onun devlet yapısını ve toplumu iyi tanımasına ve bu tecrübelerini eserlerine yansıtmasına vesile olmuştur.

Tesirli vaaz ve hutbeleriyle tanınan İbn-i Hacer 819’da (1416) Ezher, daha sonra Amr b. As, kadılığı süresince de sultanın bulunduğu Kala camilerinde hatiplik yaptı. Nureddin er-Reşidi’nin vefatı üzerine Hüseyniye’deki Zahir Camii’nde vaizlik görevi ona verildi. İbn-i Hacer, ayrıca Mahmudiye Medresesi Kütüphanesi’nin yöneticiliğini de üstlendi. Bu görevi sırasında, Burhaneddin İbn Cemaa’nın hayatı boyunca topladığı eserleri ve önemli bir kısmı müellif hattıyla olan 4000 değerli kitabı ihtiva eden kütüphanedeki kitapların fihristlerini hazırlamış, kaybolan bazı kitapları istinsah etmiş veya onların yerine kendi kitaplarını vermiştir.

İlmi Şahsiyeti. İbn-i Hacer hayatının büyük bölümünü hadis ilmine vermiş, bu ilmin hem rivayet hem dirayet sahalarında devrinin en yetkili alimi olmuştur. Başta örnek aldığı Hafız Zehebi gibi olmayı isterken sonraları onun Mizanü’l-itidal’ini tamamlamak için Lisanü’l-Mizan’ı yazması, hadis rivayet ve dirayet ilimlerinin çeşitli dallarında 170 kadar eser kaleme alması onun hadis sahasındaki üstün yerini ortaya koymakta, Tağliku’t-talik’i 350 kadar eserden, Fethu’l-bari’yi de 1430 kaynaktan faydalanarak kaleme alması, önemli bir kısmı günümüze ulaşmayan zengin bir hadis edebiyatından istifade ettiğini göstermektedir. Usul-i hadis konusundaki eserleri kendisinin orijinal görüşlerini yansıtmakta olup hadis ricaline dair çalışmaları, meşhur alimlerin raviler hakkındaki tespitlerine dair tashihlerle doludur. Bir konudaki pek çok rivayeti onlarca eserden ancak modern yöntemlerle toplamak mümkün olduğu halde İbn Hacer’in o çağda bunu başarması veya bir hadisin farklı rivayetlerinin kaç ravi tarafından nakledildiğini ortaya koyması, muallak olduğu sanılan bir rivayetin mevsul ve muttasıl olduğunu göstermek amacıyla o rivayetin birçok kaynağını zikredebilmesi (Tağliku’t-taliḳ, II, 314-317) onun ilmi derinliğini göstermektedir. İzzeddin İbn Abdüsselam, İbn Hacer’in Buhari gibi olmasa bile ondan çok aşağı kalmadığını söylemektedir (Sehavi, el-Cevahir ve’d-dürer, I, 242). Emirü’l-müminin fi’l-hadis unvanı verilen nadir muhaddislerden biri olan İbn Hacer’in hadis konusundaki en önemli çalışmaları Buhari’nin el-Camiu’s-sahih’iyle ilgili olanlardır.
İbn Hacer 28 Zilhicce 852’de (22 Şubat 1449) Kahire’de Hakka yürümüştür . Onun bu tarihten dokuz veya on gün önce vefat ettiği de söylenmektedir. Cenazesini taşıyanlar arasında bulunan el-Melikü’z-Zahir Çakmak’ın (Takıyyüddin İbn Fehd, s. 338) teklifi üzerine cenaze namazını Abbasi halifesi kıldırdı ve Karafetü’s-suğra Kabristanı’na defnedildi, rivayeti de vardır.
İbn Hacerin eserleri:
1. Fethu’l-Bari Şerhu Sahihi’l-Buharı 13 cilt
2. Tağliku’t-Talik
3. Nüzhatu’n-Nazar bi şerhi Nuhbetu’l-Fiker
4. Et-Talhisu’l-Habir fi Tahrici ahadisi’r-Rafiiyyi’l-kebir.
5. Hedyü’s-Sari Mukaddimetu Fethu’l-Bari
6. Tehzibu’t-Tehzib. 11 cilt
7. Ed-Dürerü’l-Kamine fi Ayani’l-Mieti’s-samine,
8. Takribu’t-Teehzib,
9. Büluğu’l-Meram min edilleti’l-ahkam
10. El-İsabe fi Temyizi’s-sahabe 4 cilt. 11 bin kadar Sahabe-i kiramı ve kısa hal tercümelerini yazdığı kıymetli bir eserdir. Günün şartlarında zor toparlanacak ve yazılacak hacimde bir eserdir. Asırlardır insanların elinde kullandıkları rehber bir kitaptır.
11. Lisanu’l-Mizan, Hadis ravilerinin durumlarını anlatan ve kim hangi ravi için ne demiş ne dememiş onları gayet tafsilatlı anlattığı Hadis ricali ile alakalı bir kitaptır.
İbn Hacerİn yazdığı ve çoğunun hadis şerhi hadis ravizi ve ravizlerin sağlamlık illet durumuna göre Sehavi talebesi 150, diğer bir talebesi İmam Celaleddin Suyuti 200 kitap yazdığını beyan etmektedir ki cidden yazdıkları kitaplar çok derin tahkik ve tedkik neticesi yazılabilecek kitaplar. Allah Taala Şefaatini bizlere de nasip etsin.

Dr. Dursun Ali Erdem

YORUMLAR






    0 YORUM