USD
EURO
ALTIN

İstanbul Hakikati ve İktidarın Korku Sendromu

İstanbul’un kaybedilmesi iktidarın can çekiştiğinin…

İstanbul Hakikati ve İktidarın Korku Sendromu
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

İstanbul’un kaybedilmesi iktidarın can çekiştiğinin en büyük işaretidir…

Resmi olmayan sonuçlara göre Cumhuriyet Halk Partisinin İstanbul Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, halkın sevgisini ve desteğini alarak sandıklarda, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve partisine ciddi bir ders verdi.

Sayın Erdoğan bu büyük yenilgiyi her ne kadar kendi iç dünyasında sindirememiş olsa da ilk günlerde kabullenmiş ve balkon konuşmasında açık açık halka itiraf etmişti. Ama sonraki günlerde ne olduysa artık fikrini değiştirdi ve İstanbul’da tekrar seçimlere gidilmesi gerektiğinin sinyallerini vermeye başladı.

İstanbul’da seçim günü ve daha sonrası, tam olarak neler yaşandı? Gelin hep birlikte bir göz atalım…

31 Mart seçim gecesi, her türlü kuralları çiğneyen Anadolu Ajansı, taraflı bir şekilde, sandık sayımlarına başlamış ve sandıkların % 98,8’inin sayımı kısa bir süre içerisinde bitirilmişti. Her iki tarafın oyu da başa baş gidiyordu. Ama ne hikmetse Anadolu Ajansı % 98,8’den sonra veri akışını durdurdu veya durdurmak zorunda kaldı.

Aradan 5 dakika geçmeden AK Parti İstanbul il başkanı ve Binali Yıldırım’dan aynı ağızdan İstanbul’u, 3.870 oy farkıyla kazandıklarını ilan ettiler.

Ardından vakit kaybetmeden, daha önce hazırlamış oldukları, “Gönül Belediyeciliği Kazandı” afişlerini, şehrin her yerine astılar.

Tabi bu arada Anadolu Ajansı ölüm sessizliğine devam ediyordu…

YSK Başkanı bu kepazeliğe son vermek için “istemeden de olsa!” bir açıklama yaptı. İmamoğlu’nun 27 bin farkla önde olduğunu ve Anadolu Ajansının kendi müşterisi olmadığını halka duyurdu.

Tüm bu algı operasyonlarına karşılık, kararlılığından zerre kadar taviz vermeyen İmamoğlu, gece boyu, belirli aralıklarla, TV’lerin karşısına çıkarak halkın iradesine sahip çıktığını ve hakkını yedirmeyeceğini duyurdu.

Her seçimde doğal olarak karşılanan “maddi hatalar” bu defa hileliymiş gibi gösterilmeye çalışıldı.

1 Nisan günü ciddi bir çalışma sonrası, YSK tarafından maddi hatalar düzeltildi ve İmamoğlu’nun 20 bin aşkın oyla Yıldırım’ı geçtiği duyuruldu.

Aradığını bulamayan AKP bu sefer geçersiz oyları bahane ederek sayımın tekrar yapılmasını talep etti.

YSK’nın kabul etmesiyle geçersiz oylar tekrar sayıldı ve netice değişmedi! İmamoğlu 14 bin oyla yine önde gidiyordu.

Geçersiz oylar sayılsın diyen AKP istediği sonucu elde edemeyince bu kez tüm oyların sayılmasını talep etti. YSK bu talebi delil ve gerekçe gösterilemediği için reddetmek zorunda kaldı. Zorunda kaldı diyorum çünkü YSK’nın aldığı kararların hiç birinin adil olmadığını hepimiz bilmekteyiz. Bilmeyenler de bir önceki seçimlere bakarak, bu seçimdeki talep ve reddiyeleri kıyaslayabilir.

AKP baskı etmeye devam etti ve YSK, yeni bir uygulama ile gündeme geldi!

Evet… Sondaj usulü 22 ilçede toplam 57 sandık yeniden sayılamaya başlandı. AKP, yürüttüğü her türlü illegal işlere rağmen sandıklardan istediği neticeyi alamadı. İmamoğlu hâlâ öndeydi…

İmamoğlu’nu yalnız bırakmayan demokrasi sevdalıları, sandıkları gözleri gibi korudukları için AKP, oy pusulalarından ümidini yitirmiş, başka taktiklere yönelmek zorunda kalmıştı.

Bu defa kendi vazifelendirdikleri sandık görevlilerini F.T’cü ithamıyla karşı karşıya bıraktılar. Bu ithamlar da kanıtsız ve belgesiz olduğu için kısa sürede çöktü.

AKP son hamlesini Büyükçekmece’de kullanmak istedi!

AKP, Büyükçekmece’de sahte seçmen iddiasına sarıldı. Lakin CHP, 19 Ocak 2019’da bu mevzuyu gündeme getirmiş ve gerekli düzenlemeler yapılmıştı. AKP, Büyükçekmece’de kendi usulsüzlüklerini gerekçe göstererek evlere polisleri gönderdi ve olmayan kanıtlar üretmeye çalıştılar.

Gördüğümüz gibi AKP çöküş sürecine geçtiğini, vücudunun her zerresinde hissediyor. İktidar, 16 gün boyunca yaptığı tüm hamlelerin boşa çıktığına şahit oluyor ve her gün yeni bir arayış içine giriyor.

En son hamle olarak Maltepe’deki ilçe seçim sayılarına bel bağladılar. Sayımın bitmemesi için ellerinden geleni yaptılar. Yapmaya da devam etmektedirler…

Bir yandan da YSK üyelerine tehditler savuruyorlar. Ümit ederiz ki YSK, bir önceki seçimlerde olduğu gibi siyasi kararlar vermekten uzaklaşır. HUKUKUN, her türlü kurum ve yapılaşmadan üstün olduğunu bu aziz millete gösterir.

Umarım İstanbul iradesiyle başkan olan Erdoğan, geçmişini hatırlar ve milletin iradesine darbe yaparak okları aleyhine çevirmekten kaçınır.

AŞKIM dediği İstanbul, nasıl ki zamanında Sayın Erdoğan’ı siyasetin zirvesine taşıdıysa oradan da siyaset tarihinin tozlu sayfaları içerisine hapsedecektir.

Erkam Yerenler

YORUMLAR






    0 YORUM